Zanzibar'da Gezilecek Yerler - Bize Yol Olsun

GEZDİKLERİMİZ / ZANZİBAR

ZANZİBAR'DA GEZİLECEK YERLER

Zanzibar’da kaldığımız süre içerisinde iki gün adanın farklı bölgelerine tur düzenledik. 1. gün yunusları görmek için Kirimkaziye, Pingwe Köyüne ve Jozani Ormanı Milli Parkın'a gittik 2. gün ise Baharat turu, Prison Adası ve Stone Town şehir gezisi yaptık. Bu iki tur için toplam kişi başı 90 Dolar verdik. Bu turların organizasyonuyla Zanzibar’da her işimizi halleden İdris ilgilendi. 8 kişi olduğumuz için, başka gruplarla birleştirmeden bir tur olarak organize edebildik. İki turda da hem zamanlama, hem rehber konusunda çok memnun kaldık. Tek sorun minibüs şoförleriydi ki onlara da yapacak bir şey yok.

YUNUS TURU

Sabah erkenden Kizimkaziye geldik. Adayı baştan aşağı geçmek zorunda kaldığımız için yolculuk 2 saat kadar sürdü. Yunus turu yapmak için sabah saatlerini tercih etmek gerekiyor. Hava ısındıkça Yunuslar derinlere gidiyorlar. Tekneyle yunusların olduğu bölgeye geldiğimizde bizden başka birkaç tekne daha vardı. Burada heyecanlı bir kovalamaca yaşanıyor. Yunusları uzakta bir yerde görünce hızlı bir şekilde hatta tehlikeli manevralar yaparak oraya ulaşılıyor. Biz şanlıydık. Pek çok yunus gördük, hatta onlarla yüzdük.



Bu turlara hayvan hakları savunucuları karşı çıkıyorlar. Biz kendi grubumuzda bile 2 ye ayrıldık. Kıvılcım bu tura katılıp zevk aldığı için vicdan azabı çekerken, yunusları görmek onlarla yüzmek bizler içinse unutulmaz bir maceraydı. Aslında bu turların yunuslara fiziki bir zarar vermemekle birlikte tamamen zararsız olduğunu söylemekte doğru olmaz sanırım. Hemen hemen 1 -1,5 saat kadar süren turlarda Yunusları görmenin garantisi yok. Karşılaştığımız birkaç Türk ailede bu turu yapmışlar ama onlar yunusları görememişlerdi. Bu tamamen şansa bağlı.

Doğu Afrika’nın en eski camisi olan Kizimkazi Camisi de bu köyde bulunuyor. Günümüzde halen kullanılmakta.

JOZANİ ORMANI MİLLİ PARKI

Bu orman Zanzibar'a özgü Kırmızı Colombus maymunlarının yaşam alanı. Dünyada sadece bu ormanda görülen maymunlar koruma altında. Ormanda 2000-2500 civarında Kırmızı Colombus maymunu olduğu düşünülüyor. Kendi aralarında oldukça vahşi olan bu maymunlar insanlara karşı sakinler.



Ormana bir rehberle girilebiliyor. Patika yollardan Afrika’ya özgü ağaçların arasından maymunları gözleyerek gezebiliyorsunuz.



Maymunlarda aynı yunuslar gibi sabah saatlerinde çıkıyorlar. Hava ısındıkça onlarda ormanın derinliklerine çekiliyor.

Biz turu planlarken Jozani Ormanı, Kizimkazi’ye yakın olduğu için bu iki turu birleştirmiştik. Ormana geldiğimiz saat, öğle saatleri olduğu için maymun görme ihtimalimizin düşük olduğunu biliyorduk. Ama bu konuda da çok şanslıydık. Öğlen saati olmasına rağmen maymunlar yanımıza kadar geldiler.

Parkın girişinde gördüğümüz tabela çok ilginçti. Parka peçe ile girilmesi yasakmış. Ama nedenini öğrenemedik.



PİNGWE KÖYÜ – ROCK RESTORAN

Zanzibar’ın güneyindeki gittiğimiz son yer Rock Restoran oldu. Diğer köylerde hiç görmediğim şekilde bu köye girer girmez çocuklar etrafımızı sardı. Birbirinden tatlı çocuklarla şakalaşa gülüşe sahil boyunca yürüdük. Kalan son hediyelerimizi de bu çocuklara verdik.



Deniz çekildiği için denizin içinden yürüyerek ulaştığımız restoran, kayaların üzerine oturtulmuş bir baraka gibi görünüyorsa da içi gayet modern döşenmiş. Oturup bir şeyler içsek diye düşündüysek de yer yoktu. Zaten rezervasyon yapmadıysanız yer bulunmuyormuş.



Biz restorana çıkıp fotoğraf çektirdikten sonra kıyıdaki otelin restoranında bir şeyler yiyip içtik. Burada denize girmeyi planlamış olmamıza rağmen denizin gelmesini beklersek çok geç kalacağımızı söyleyen şoförümüzü dinleyerek buradan da ayrıldık.



Gördüğümüz yerler içinde çekilmenin en fazla olduğu yer burasıydı. Yüksek zamanda teknelerle ulaşılabilen restoranın ne kadar gerisine çekildiği görülen denizin, tabi ki gelmesi saatler sürüyor.



BAHARAT TURU

Adanın orta kesimlerinde pek çok baharat çiftliği var. Bu çiftliklerin hepsinin konseptinin aynı olduğu söyleniyor. Baharat ağaçlarını gezdirip yenilebilenleri tattırıyorlar. Turun ortasında hindistan cevizi ağaçlarından taze hindistan cevizleri toplayıp ikram ediyorlar. Daha öncede söylediğim gibi bu taze hindistan cevizi suyunu hiç sevmedik.



Bu arada bizler hindistan cevizi sularını içerken çiftliğin çalışanları da hindistan cevizi kabuklarından kül tablası ve bardak ya da yapraklardan şapka, bilezik gibi küçük hediyeler yapıyorlar. Bunların karşılığında küçük bir bahşiş vermek hoş oluyor.



Hemen hemen 1-1,5 saat kadar süren turun bitiminde, birbirinden lezzetli tropikal meyvelerden ikram ediliyor. Burada küçük bir tezgah kurulu baharatlı sabunlar ve her çeşit paketlenmiş baharat satılıyor. Baharat seviyorsanız bunlardan almanızı tavsiye ederim hepside yoğun kokulu ve kaliteli.



Konsept aynı olmakla beraber, İdris’in bize yaptığı bir güzellik, bizim için bu çiftliği seçmiş olması oldu Zanzibar’ın meşhur hindistan cevizi toplayıcısı “Butterflyman” bu çiftlikte çalışıyor. Ağaca tırmanırken “Hakuna Matata” şarkısını söyleyip akrobatik hareketler yapıyor. Hatta bunun videoları internette dolanıyor. İzlerken yüreğiniz ağzınıza geliyor. Türk olduğumuzu öğrenince arada bildiği birkaç Türkçe kelimeyi de söyleyince kendisini daha çok sevdik. Bizim açımızdan turun en unutulmaz bölümü hindistan cevizi toplama bölümü oldu.



Baharat turu sırasında o kadar farklı ağaç görüyorsunuz ve tadıyorsunuz ki aklınızda sadece tadı ve kokusu çok farklı olanlar kalıyor. Yinede karanfil, safran zencefil, limon otu, kimyon tarçın, kakule, vanilya, karabiber gibi pek çok baharatı yetiştikleri ortamda görmek farklı bir deneyim.





Achiote Aca Lipstick Fruit denilen bitki ise bayanların en sevdiği meyve. Çekirdeklerini parmağımızla ezince içinden kırmızı bir boya çıkıyor. Doğal ruj olarak sürüyorsunuz.



Adını hatırlamadığım minik dolma biber şeklindeki, erik gibi ekşi olan meyvelerinden o kadar çok yedik ki, çünkü hemen öncesinde hayatımızda yediğimiz en acı biberi yemiştik.



PRİSON ADASI

Baharat çiftliğinden ayrılıp Stone Town’a geldik. Prison adasına giden tekneler buradan kalkıyor. Şu anda bazıları 100 yaşın üzerinde olan kaplumbağaların yaşadığı ada 1800’lerde 2 Arap köle tacirine ait, köle pazarında satılmadan önce kölelerin tutulduğu bir köle hapishanesiymiş. Ada İngilizlerin himayesine geçince İngiliz vali Araplardan adayı satın alarak buraya bir hapishane inşa ettirmiş. Ancak bina hiç hapishane olarak kullanılamamış. 1800’lerin sonunda ise adada sarıhumma salgını başlamış ve ada karantina adası haline gelmiş. Salgının ortadan kalkmasıyla popüler bir turizm noktası haline gelen adada hapishane binası artık otel olarak kullanılıyor. Adaya Giriş ücreti 4 $





KAPLUMBAĞALARIN ADAYA GELİŞİ

Şeyseller valisi tarafından 1900lerin başında hediye edilen 4 adet kaplumbağanın sayısı 1950’lere gelindiğinde 200lere ulaşmış. Ancak halk yiyecek olarak bunları çalmaya başladığı için sayıları hızla azalmış ve 1996 yılında kaplumbağalardan o kadar azı kalmış ki hükümet devreye girmiş ve hayvanları koruma derneklerinden yardım alarak kaplumbağaları koruma altına almışlar. Bu tarihten sonra da sayıları hızla artmış. Şu anda kaplumbağaların bakımıyla özel bir vakıf ilgileniyor. Çıkışta isterseniz kaplumbağaların bakımı için bağışta bulunabiliyorsunuz.

Yetişkin kaplumbağalar serbestçe dolaşırken yavru kaplumbağalar etrafı çevrili alanlarda koruma altında tutuluyor. Yetişkin Kaplumbağaları besleyebiliyor ve sevebiliyorsunuz.


Kaplumbağaların üzerinde göreceğiniz sayılar yaşlarını gösteriyor.



Adanın sahili de muhteşem güzellikte. Vaktiniz varsa burada denize girmenizi tavsiye ederim. Biz Stone Town’ı gezeceğimiz için denize girmedik ama içimizde kaldı.

Zanzibar’da keyifli bir deniz tatili için ipuçları .:En Güzel Zanzibar Plajları:. yazımda sizleri bekliyor...

STONE TOWN

2000 yılında UNESCO dünya mirası listesine giren Stone Town Zanzibar’ın başkenti. Prison Adasından gelip tekneden indiğimizde her şey normal gibi görünse de şehrin içlerine doğru ilerlediğinizde daracık sokaklarıyla taş evleriyle çok farklı bir şehir. Rehberimize temiz ama yerel bir yerde yemek yemek istediğimizi söylediğimizde, bizi şehrin pek turistlerinin gitmediği bir bölgesine götürdü. Burada neredeyse bedavaya çok güzel bir yemek yedik. Tabldot usulü çalışıyorlar. 4 çeşit yemek seçebiliyorsunuz. Çeşit çok fazla istediğiniz 4 yemeği gösteriyorsunuz tepsinize koyuyorlar. Bu yemek için rehbere teşekkür ettikten sonra kendi başımıza sokaklarda gezmek istediğimizi söyledik. Rehberimizi kaybolmayacağımıza ikna etmek biraz zaman aldıysa da kendisinden ayrıldıktan sonra şehrin sokaklarında doyasıya dolaştık. Güneş batarken de deniz kenarında bir restoranda oturup şaraplarımız içerek güneşin batışını izledik.



STONE TOWN SOKAKLARI

Şehri gezmenin en güzel yolu daracık sokaklarında kaybolmak. Labirent şeklindeki sokaklarda zaten kaybolmamak pek mümkün değilse de bir şekilde denize çıkmayı başardık. Ahşap kapıları birer sanat eseri olan şehrin her sokağında karşınıza birbirinden güzel kapılar çıkıyor.







FORODHANİ BAHÇELERİ

Şehir merkezinde ki tek park alanı olan Forodhani Bahçelerinde akşamüzeri yemek stantları kuruluyor. Afrika’ya özgü sokak yemeklerini çok ucuza yiyebileceğiniz bu tezgahlarda ne kadar güzel kokular gelse de biz temizliğine güvenemediğimiz için yemedik. Afrika’da bu konularda başka hiçbir yerde yapmadığımız şekilde titiz davrandık. Biraz abartmış olabiliriz. En azından kızarmış muz yiyebilirdim.



HARİKALAR EVİ (BEİT EL-AJAİB)

Sultan Barghaş bin Said tarafından resmi ikamet olarak yaptırılan, etrafı balkonlarla çevrili dört katlı yapı, asansörün ve elektriğin kullanıldığı ilk bina olması nedeniyle bu ismi almış. Günümüzde Swahili kültürüne ait eserlerin sergilendiği bir müze.



KALE

17. yüzyılda Umman Sultanı tarafından yaptırılan kale, kare şeklinde ve iç avlu da hediyelik eşya satan dükkanlar ve küçük bir tiyatro var. Girmek için herhangi bir ücret ödenmiyor.





SARAY MÜZESİ (BEİT AL-SAHEL)

Harikalar evinin sol tarafında kalan sarayda Umman Sultanlarına ait eşyalar sergileniyor.

DEV İNCİR AĞACI

1911 yılında Umman Sultanı'nın emriyle dikilen ağacın altı, şu anda insanlar için sosyalleşme alanı haline gelmiş.

ESKİ DİSPANSER BİNASI

Fakirleri tedavi ettirmek için yaptırılan dispanserin içi gezilebilmekte.

ST. JOSEPH KATEDRALİ

19. yüzyılda yaptırılan katedral Fransız misyonerler tarafından Marsilya Katedrali örnek alınarak yaptırılmış. Şehirdeki en önemli yapılardan biri olan katedral turistlerin gözdesi.



ANGLİCAN KİLİSESİ

Şehirdeki en büyük köle pazarının olduğu yere kurulan kilise, köleliğin kaldırılışına adanmış. Mercan taşından yapılmış kilisenin hemen önünde Kölelik Anıtı yer almakta. Bu anıtta boyunlarından zincirlerle bağlanmış köleler gösterilmekte.

LİVİNGSTONE’UN EVİ

1800’lerde yaptırılan bina, önemli misyonerlerden Livingstone burada kaldığı için bu isimle anılsa da pek çok kaşif ve misyoneri ağırlamış. Günümüzde turizm bürosu olarak kullanılmakta.

ST. MONİCA YURT BİNASI

Stone Town’da bir dönem gerçekleşen esir ticaretinde aktif rol oynamış. Binadaki daracık odalarda 100lerce köleden hayatta kalabilenler satılacakları günü beklemişler.hasta olanları ölüme terk edip, doğal seleksiyon sonucu sağlam kalanları satışa kadar bekletip, ardından gemilere bindirip Arap ülkelerine sevk etmişler.

Zanzibar hakkında merak ettiğiniz her şey için .:Zanzibar Gezi Rehberi:.yazımı okumanızı tavsiye ederim.


Zanzibar’da keyifli bir deniz tatili için ipuçları .:En Güzel Zanzibar Plajları:. yazımda sizleri bekliyor...