Toledo Gezi Rehberi - Bize Yol Olsun

GEZDİKLERİMİZ/ İSPANYA/ TOLEDO

TOLEDO GEZİ REHBERİ

Üç tarafı Tejo Nehri tarafından çevrili Toledo, derin vadilerin üzerinde bir yarım ada gibi yükselmekte.



Programımızda biraz boşluk oluşunca en azından Toledo Katedralini görürüz diyerek rotamızı çevirdiğimiz şehrin her yerini göremediysek de gördüklerimiz Toledo’nın bambaşka havasını fark etmemize yetti. Çeliğiyle ünlü Toledo’da vitrinleri süsleyen kılıçlar, her yerde karşınıza çıkan şövalye zırhları, orta çağdan kalma yapılar, dolambaçlı dik yokuşlarla hayat öylesine tarihin içinde ki…. Hani neredeyse pencereden aşağı leğen boşaltan kadınlar görsem şaşırmayacağım. Nedense ortaçağ deyince aklıma direk bu görüntü geliyor, bende çok normal değilim belli ki.

😄





Şehrin tarihine bakacak olursak, MÖ 2.yüzyılda Romalıların egemenliğine giren ve giderek önemli bir Roma kolonisi olan Toledo, Vizigotların şehri ele geçirmesiyle başkent olmuş. Ancak Endülüs Emevileri döneminde önemini kaybetmiş. 12. Yüzyılda tekrar Hristiyanların egemenliğine girmesiyle 1560’da başkent, Madrid’e taşınana kadar yani 400 yıl boyunca Kastilya Krallığı’na başkentlik yapmış.



15. yüzyıla kadar tüm dinlerin bir arada uyum içinde yaşadığı bir şehir olmasının yanı sıra şehirde açılan çevirmenlik okulu da şehrin kültürel anlamda gelişmesine yardımcı olmuş. Bu çevirmenlik okulunda Bilim ve felsefe kitapları Arapça ve Yunanca’dan çevrilmiş, bu durum Avrupa’nın aydınlanmasında büyük rol oynamış. Ancak 1480’lerden itibaren Toledo’da kurulan engizisyon mahkemeleri şehrin barışçıl ortamına büyük darbe indirmiş.

İspanya iç savaşı sırasında da ciddi çarpışmaların yaşandığı şehir 1986 yılında UNESCO kültür mirası olarak kabul edilmiş.

Tepelere kurulmuş dik yokuşlu bir şehirden bahsedince şehirde gezmenin zor olduğu düşünülebilir ama aslında öyle değil. Şehrin yükseklerine çıkan, yürüyen merdivenler yapmışlar. Biz arabayla tepeye kadar çıktığımız için merdivenleri kullanmadık ama otobüsle gelenler için çok büyük kolaylık.

TOLEDO'YA NE ZAMAN GİDİLİR?

En güzel zamanı bahar ve yaz ayları. İspanya’nın güneyiyle kıyaslayınca kışın oldukça soğuk oluyor. Ocak ayında Endülüs turumuzun devamında gittiğimiz Toledo’da epeyce üşüdük.



TOLEDO'YA NASIL GİDİLİR?

Türkiye’den Toledo’ya direk uçuş bulunmuyor. THY ya da Pegassus ile Madrid’e gitmek ve buradan otobüs veya trenle Toledo’ya ulaşmak mümkün. Bu yol bir saatten az sürüyor. Ancak benim size tavsiyem Madrid’den araba kiralayarak tüm Endülüs bölgesini gezmeniz.

Unutulmaması gereken bir nokta, normal (bordo) pasaport sahipleri vize almak zorunda. Yeşil ve kırmızı Pasaportlar ise vizeden muaf.

TOLEDO’DA NEREDE KALINIR?

Toledo’da da kalınabilecek pek çok otel ve hostel bulunuyor. Hatta istenirse evde kiralanabilir. Biz Toledo’da kalmadık. Ertesi sabah erkenden Prado müzesine gireceğimiz için Madride geçtik. Hatta oldukça yorucu bir gün geçirdik diyebilirim. Sabah saat 6:00’da arabamızla Sevilla’dan çıktık. Önce Cordoba’yı ardından Toledo’yu gezdikten sonra gece Madrid’e vardık.



TOLEDO’DA NE YENİR?

İspanya’nın her yerinde olduğu gibi bu şehirlerde de TAPAS’ları denemelisiniz. Farklı lezzetlerdeki bu sandviçler kesinlikle doyurucu.

Değişik bir lezzet arıyorsanız güveçleri oldukça popüler. Tatlı olarak da Merzipan yiyebilirsiniz. Toledo’ya özgü bu tatlı, bir çeşit badem ezmesi.

TOLEDO UCUZ MU?

Toledo’da çok fazla para harcamadıysak da şehir bana diğer büyük şehirlerden daha ucuz geldi. Tamamen turistik bölgede zaman geçirmemize rağmen fiyatlar çok normaldi. Turistik merkezin dışında daha da ucuz olabilir.

Toledo’da çok değişik hediyelik eşyalar alabileceğiniz dükkanlar var. Rengarenk avizeler ya da Toledo çeliğinde bıçaklar şehirde çok popüler. Tabi işi abartıp kılıç ya da zırh da alabilirsiniz.





İspanya genelinde müze, saray ve kilise girişleri oldukça yüksek. Müzeleri ve sarayları anlıyorum ama küçük Kiliselere girerken bile 4-5 Euro para vermek bize çok garip geldi. Zaten katedralleri söylemiyorum onlar 9-10 Euro. Durum böyle olunca en çok para müze girişlerine harcanıyor.

Buna rağmen dokuz günlük Endülüs tatilimizin tamamında uçak hariç, konaklama, araba kiralama yeme içme benzin dahil kişi başı 505 Euro harcadık. Bu rakam planladığımızın 100 Euro kadar altındaydı.

OTOPARK

Şehir merkezlerinde yol kenarlarında park yeri bulmak pek mümkün değil. Daracık yollar ve dik yokuşlar yol kenarlarına park etmeyi pek mümkün kılmıyor. Bizim bulduğumuz otoparkın yeri çok güzeldi. Harita programlarında (Maps Me) “Parking Corralillo San Miguel” olarak görünüyor. Şehir trafiğine girmeden Calle Carreras de San Sebastian caddesinden devam ettiğinizde bulacağınız (ara sokakta olduğu için haritadan takip etmek gerekiyor) bu park yeri büyük bir yer altı otoparkı arabayı park ettikten sonra asansörle Kale Meydanına çıkılıyor.

DİL

İspanyolca konuşulan bölgede turistik merkezde değilseniz İngilizce bilenler çok değil. Özellikle arabayla yolculuk yaparken yol üzerindeki dinlenme tesislerinde İngilizce konuşabilen çok az. Buna rağmen anlaşmak hiç problem değil son derece sıcakkanlı insanlar. İlgileniyorlar, istediğinizi anlamaya ve yardımcı olmaya çalışıyorlar. Ortak bir dil konuşmasanız da eninde sonunda işinizi halledebiliyorsunuz. Sanırım aynı İtalyanlarla olduğu gibi İspanyollarla da Akdeniz’in ortak dilini konuşabiliyoruz.

TOLEDO KAÇ GÜNDE GEZİLİR?

Toledo’ya bir gün yeter. Ama tamamen sindireyim derseniz iki gün kalmanızı öneririm.

TOLEDO GEZİLECEK YERLER

BELEDİYE MEYDANI (PLAZA DEL AYUNTAMİENTO)

Toledo’nun kalbi diyebileceğim meydan da Katedral, Piskoposluk Sarayı ve Belediye Sarayı bulunmakta, dolayısıyla tüm turistlerin uğrak noktası. Meydanda kafe tarzı yerler olmamakla beraber meydana açılan sokaklar çok keyifli.



TOLEDO KATEDRALİ

13. yüzyılda inşa edilmiş olan katedral İspanya’daki Gotik sanatın en üst seviyesi olarak kabul edilmekte. Devam eden yüzyıllarda çeşitli değişiklikler yapılmış ve 16. yüzyıldan itibaren katedralin içine görkemli şapeller ve heykeller eklenmiş.



Toledo’nun ana camisinin yerine inşa edilen katedral Endülüs bölgesinde sık karşılaştığımız ibadethanelerin birbiri üzerine inşa edilmesi geleneğinin tipik bir örneği. Çünkü yıkılan cami de Vizigotlar zamanından kalma bir kilisenin üzerine kurulmuş. Aslında her toplum diğerini sindirebilmek için en kutsal değerleri yok etmeye çalışmışsa da sonuçta kültürler birbirine karışmış ve Endüllüs bölgesinde Avrupa’dan farklı bir kültür ortaya çıkmış.



Katedral, iki kuleli olarak planlanmış olmasına rağmen sağ tarafın kuleyi taşımayan bir zeminde olması nedeniyle o tarafa kubbeli bir şapel inşa edilmiş. Sonuçta Gotik katedrallerde pek de alışık olmadığımız bir mimari ortaya çıkmışsa da Toledo Katedrali kesinlikle gördüğüm en güzel katedrallerden biri.



Beyaz katedralin kapıları dış cephenin en güzel bölümleri. Her birinde değişik konular işlenmiş olan kapılar farklı zamanlarda yapılmış.



Büyüklüğü içeri girince daha net anlaşılan katedralin, ana kilise bölümü sade olmakla birlikte, altar ve şapeller çok gösterişli. Özellikle barok bölümler renkli, ışıltılı, şaşalı. Tam benim gibi Barok hayranlarına göre.







El Transparente katedralin içindeki en güzel parçalardan biri. Gösterişli Barok eser gün doğumunda güneş ışığı içinden geçtiği için bu isimle (transparan) anılıyormuş.



İspanya’da çok sık rastladığım katedralin ortasında altar ya da koro gibi mimari unsurların olmasına hala alışamadıysam da koro bölümü de bence benzerlerinin en güzeli.



Buradaki ahşap işçiliğe, duvarlardaki ve koltuklardaki kabartmalara bayıldım.



Katedralde aynı zamanda Caravaggio’dan El Greco’ya, Valezquezden Goya’ya kadar pek çok sanatçının resimleri bulunuyor. Resimlerden en ünlüleri El Grego’nun yaptığı “El Expolio” ve Caravaggio’nun “Vaftizci Yahya” isimli tabloları. Bunun dışında da katedral müzesinde onlarca ressamın eserleri sergilenmekte.











Katedral ve Müze giriş ücreti 10 Euro. Kuleye çıkışı kapsayan bilet ise 12,5 Euro

PİSKOPOSLUK SARAYI

13. yüzyılda başpiskopos tarafından meydandaki evlerin alınmasıyla oluşmaya başlayan saray 15. yüzyılda kemerli bir yapıyla katedrale bağlamış. Yüzyıllar içerisinde farklı mimari tarzlarla eklemeler yapılan saray günümüzdeki görünümünü 18. yüzyılda alabilmiş.



BELEDİYE BİNASI (AYUNTAMİENTO DE TOLEDO)

16. yüzyılda yapımına başlanan belediye binası ancak çeşitli duraklamalardan sonra 18. Yüzyılda tamamlanabilmiş. iki kuleli Barok yapının en güzel bölümü meydanla uyumlu ön cephesi.



ALCAZAR TOLEDO

Toledo’nun en yüksek yerinde tüm şehre hakim olan yapı 3. yüzyılda Roma valilerine saray olarak inşa edilmiş. Başkent Madrid’e taşınana kadar da Kastilya kralları tarafından kullanılmış.



İspanya iç savaşı sırasında milliyetçilerin kalesi olacak şekilde güçlendirilen Alcazar Toledo, iç savaşın en kanlı kuşatmalarına sahne olmuş. Ve savaştan sonra ciddi onarımlar geçirmiş. Günümüzde askeri müze olarak kullanılmakta.

ZOCODOVER MEYDANI

Şehrin Müslüman zamanlarında yük hayvanları pazarı olarak kullanılan hatta boğa güreşlerine sahne olan meydan ortaçağda engizisyon infazlarının yapıldığı yer haline gelmiş.



17. Yüzyılda genişletilen meydan günümüzde şehrin en canlı bölgesi hem yerli halkın hem de turistlerin buluşma noktası olan meydanda pek çok bar ve restoran bulunmakta.

Her ne kadar bu meydan eğlenceliyse de bu çok iyi korunmuş orta çağ şehrinin tadını çıkarmak istiyorsanız, ara sokaklar ve daracık yokuşlar, içiçe geçmiş tarihi binalarla karakterize olmuş şehrin iç bölgelerinde kaybolmalısınız.



SANTA CRUZ MÜZESİ

Zocodover meydanının arkasında yer alan müze 16. Yüzyılda Kardinal Mendoza tarafından hastane olarak kurulmuş. Cephesi ve avlusu görülmeye değer olan yapı 19. Yüzyılda arkeoloji ve güzel sanatlar müzesi olarak kullanılmaya başlanmış.

EL GRECO EVİ

Aslen Girit’li olan Ressam El Greco İtalya’da bir süre kaldıktan sonra Toledo’ya yerleşen sanatçı en önemli eserlerini bu dönemde vermiş ve İspanya Rönesansının gelişmesine büyük katkıda bulunmuş.



Toledo’nun yahudi mahallesinde bulunan evi müze haline getirilmiş. Müzede El Greco’nun eserlerinin yanı sıra, farklı İspanyol ressamların da resimleri sergilenmekte.

TRANSİTO SİNEGOGU

Yahudi Mahallesinde El Greco müzesinin hemen yanında bulunan sinegog 14. Yüzyılda inşa edilmiş. Aslında o dönemde sinegog açmak yasak olmasına rağmen Kralın özel izniyle açılmış. Dünyanın en güzel ve en iyi korunmuş ortaçağ sinegogu olduğu söylenen yapı, Toledo’da mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerin başında geliyor. Pazartesi günleri kapalı olan Sinegog’un giriş ücreti 3 Euro.



Bizim Toledo’da gezebildiğimiz yerler bu kadar. Aslında sadece katedrali görsek yeter diye geldiğimiz düşünülecek olursa bu da başarı. Tabii Toledo’yu doya doya gezmek isteyenler için şehrin diğer önemli yerlerinden de bahsedeyim.

IGLEDİA DEL SALVADOR KİLİSESİ

8. Yüzyılda Vizigotlar tarafından inşa edilmiş bir kilisenin kalıntıları üzerine Müslümanlar tarafından cami olarak inşa edilen yapı 12. Yüzyıldan itibaren kilise olarak kullanılmaya başlanmış. Caminin minaresi kule olarak kullanılmaya devam etmiş ve 15. Yüzyılda üzerine tuğla bir çan kulesi eklenmiş. Giriş ücreti 3 Euro

IGLASİO DE LOS JESUİTAS KİLİSESİ

Şehrin en büyük barok kilisesi olan Los Jesuitas 100 yıldan fazla süren bir çalışmanın ardından 1765 yılında tamamlanmış. Giriş ücreti 3 Euro Toledo'da

SANTO TOME KİLİSESİ

14. yüzyılda Müslümanlar zamanından kalma bir caminin üzerine Gotik tarzda inşa edilmiş. İnşaat sırasında caminin minaresi korunarak çan kulesine çevrilmiş. Aslında diğer ortaçağ kiliselerinden pek farkı olmamasına rağmen El Greco’nun “Orgaz Kontu’nun Mezarı” adlı eseri bu kilisede bulunduğu için en çok ziyaret edilen kiliselerin başında geliyor. Katedral dışında bir tek bu kiliseyi görmek istiyorduk ancak katedralden çıktığımızda geç olduğu için kilise kapanmıştı. Maalesef bu ünlü eseri göremedik. Giriş ücreti 3 Euro

SANTA MARİA DE BLANCA SİNEGOGU

Del Transito kadar şanslı olmayan sinegog 12. yüzyılda açılmış ancak 15. Yüzyılda önce kiliseye dönüştürülmüş ardından da marangoz atölyesinden kışlaya kadar her türlü amaç için kullanılmış. Dünyanın en eski sinegoğuolduğu söylenen Santa Maria De Blanca (Beyaz Mary) adını beyaz sütunlarından almakta. Müdejar sanatının güzel bir örneği olan sinegog günümüzde müzeye dönüştürülmüş Giriş ücreti 3 Euro. Biz gezemediğimiz için wikipedia’dan aldığım bir fotoğrafı koyuyorum.



SAN JUAN DE LOS REYES MANASTIRI

Toledo Gotik sanatının en güzel örneklerinden biri olan manastır, Kastilya Kraliçesi İsabel ve Aragon Kralı Ferdinand’ın evlenmelerinin ardından modern şehirler yaratma arzularının bir sonucu olarak 15. Yüzyılda inşa edilmiş. Toledo’da kesinlikle görülmesi geren yerlerden biri olan manastırın işlemeleri, kemerli avlusu ve tavanlarının çok güzel olduğu söylenmekte. Giriş ücreti 3 Euro

SAN MARTİN KÖPRÜSÜ

Tejo nehri üzerinde bulunan 5 kemerli köprü 14. yüzyılda inşa edilmiş. Köprünün her iki başında savunma kuleleri bulunmakta.

MUZQUİTA CRİSTO DE LA RUS

999 yılında inşa edilmiş olan bu caminin ilk haliyle durduğu söylenmekte. Sadece 12. yüzyılda kiliseye çevrilirken mihrap kaldırılarak apsis eklenmiş.

IGLASİA DE SANTİAGO DEL ARRABA KİLİSESİ

Toledo’da ki en büyük Müdejar stildeki kilise olan Iglasia De Santiago Del Arraba 13. Yüzyılda inşa edilmiş. Bu kilisenin de eski bir caminin yerine inşa edildiği düşünülmekte.