Tiraspol Gezi Rehberi - Bize Yol Olsun

GEZDİKLERİMİZ/ TRANSDİNYESTER/ TİRASPOL

TİRASPOL GEZİ REHBERİ

Haritalarda Moldova’nın bir şehri gibi görünse de Dinyaster Irmağı’nın doğusunda Moldova’dan bağımsızlığını ilan etmiş TRANSDİNYESTER isimli bir ülkenin başkenti olan Tiraspol, Doğu Avrupa’nın en güzel şehirlerinden birisi.

Moldova ve Ukrayna’nın arasında küçük bir ülke olan Transdinyester 1992 yılında Sovyetlerin dağılmasının ardından Moldova ile yaptıkları savaştan sonra bağımsızlığını ilan etmiş. “Defakto” bir ülke.



Tiraspol’e gitmeye karar verince “Defacto Ülke” kavramını da öğrendik. Dünyanın hiçbir ülkesi tarafından tanınmayan ancak kendi orduları, bayrakları, milli marşları, devlet kurumları, paraları olan ülkelere Defakto Ülke denirmiş. Yani aslında fiili olarak bu ülke var ama kağıt üzerinde yok.





Transdinyester’i kimse tanımıyor ancak Rusya’nın ülkede her anlamda desteği görülüyor.



Transdinyester Bayrakları’nın yanında hep Rus Bayrakları’nı gördük. Bir de kendilerini de hiçbir ülkenin tanımadığı Abazya ve Güney Osetya ve Dağlık Karabağ Bayrakları şehirde sık sık karşımıza çıktı.



Komünist bir ülke diyince insanın aklına modernlikten uzak, bakımsız bir şehir görüntüsü geliyorsa da dürüst olmak gerekirse Moldova’nın başkenti Kişinev’den kat kat modern bir şehir Tiraspol. Geniş caddeleri ve bakımlı binaları görür görmez bizi şaşırttı. Ayrıca şehirde insanların yüzü gülüyor, nehir kıyısı, parklar cıvıl cıvıl insanlarla dolu.



Şehirde dikkatimi çeken başka bir şey de çok katı güvenlik önlemleriyle karşılaşacağımızı düşünmemize rağmen hiç askerlerle karşılaşmamak oldu. Resmi dairelerin fotoğraflarını çekerken bile (Kişinev’de hemen askerler gelmişti) hiç müdahale etmediler.

Tabi yine de hiç korkmadık desek yalan olur. Şehirde hiçbir batılı ülkenin elçiliği ya da konsolosluğu olmadığı için yaşanacak bir sıkıntıda yapayalnız olma duygusu ister istemez insanı tedirgin ediyor.

Yine de gittiğimize hiç pişman olmadan keyifle gezdik. Hatta emin misiniz gerçekten gidecek misiniz diyenlere "Dünyada Transdinyester diye bir ülke varmış, bayraklarını orak çekiç, meydanlarını Lenin Heykelleri süslermiş de gidip görmez miymişiz?" deyip yola çıktık.



Şimdi de bu satırları biraz böbürlenerek yazıyorum. Ne de olsa kimsenin bilmediği bir ülkede, kimsenin bilmediği bir kahramanın heykelinin önünde fotoğraf çektirmenin kendince bir gururu var.



TİRASPOL'E NASIL GİDİLİR?

Tiraspol’e uçuş yapılamadığı için bu şehre ya Kişinev’den ya da Odessa’dan karayoluyla ulaşmak gerekiyor. THY ve Moldova Hava Yolları İstanbul’dan Kişinev’e uçuyor. Ukrayna Havayolları ve yine THY İstanbul’dan Odessa’ya uçuyor.

Bundan sonrası sizin maceracı ruhunuza kalmış. Çünkü Tiraspol öyle her hangi bir batı ülkesi gibi değil. Tankların panzerlerin koruduğu sınır kapılarından geçip sıkı güvenlik uygulamalarının olduğu bir ülkeye giriyorsunuz.

Biz arabayla Doğu Avrupa turu yaptığımız için Moldova’nın başkenti Kişinev’den Tiraspol’e gittik. Bu yolculuğun ayrıntılarını Arabayla Doğu Avrupa yazımda okuyabilirsiniz.

.:Arabayla Doğu Avrupa:.

Transdinyester Türk vatandaşlarından vize istemiyor ama bir çeşit kapı vizesi için kişi başı 10 Euro ödeniyor. Ancak bu vize 12 saat geçerli. Eğer gece kalacaksanız. Resmi kurumlara kayıt yaptırmanız gerekiyor.

TİRASPOL’E NE ZAMAN GİDİLİR?

Kuzeye daima yazın gidilir. Tüm tecrübelerimle bunu söylüyorum. Temmuz ve Ağustos’tan şaşmamak lazım.



TİRASPOL’DE NERDE KALINIR?

Şehirde kalmayı hiç düşünmediğimiz için kalacak yer araştırmadım ama şehirde birkaç otel gördük.

TİRAPOL’DE NE YENİR?

Gezdiğimiz bölgede çok fazla restoran ya da kafe görmedik. Nehrin kıyısında birkaç yer dikkatimi çekti sadece. Ama şehrin çok sınırlı bölgesini gezdiğimiz için görmememiz normal diye düşünüyorum. Tiraspol'de biz sadece bişeyler içtik. Coca Cola görmedim. Adını hiç bilmediğim bir şey içtim ki çok güzeldi. Sorsanız içindekinin ne olduğunu da anlamadım ama dediğim gibi tadı çok güzeldi.

TİRASPOL UCUZ MU?

Çok bir şey almadık, yemek yemedik, gece kalmadık ama içecekler atıştırmalıkları falan düşünecek olursak fiyatlar Moldova gibi, oldukça ucuz. Ancak Tiraspol’de içeceklerin ebatları büyük. En küçük boy 500 ml.



OTOPARK

Şehirde park sorun değil. Caddelere park edilemiyor ama ara sokaklarda kolaylıkla park yeri bulunabiliyor.

Çok kalabalık bir nüfusu olamamasına rağmen beş şeritli caddeleri var. Eğer Tiraspol’de araba kullanacaksanız çok dikkat etmeniz gereken konu yayalar. Tamamen yaya odaklı bir trafikleri var. Trafik lambası yok. Yaya adımını attığı anda o beş şeritli caddelerde tüm arabalar duruyor.

PARA BİRİMİ

Para birimi Transdinyester Rublesi. Ancak dünyanın başka hiçbir ülkesinde geçmiyor. Ama değeri Moldova Lei ile aynı. Tiraspol’de Moldova Lei’de kullanılabiliyor. Biz anısı olsun diye paramızı Transdinyester Rublesine çevirdik. Şehirde döviz bürosu falan yok. Nehrin kıyısında bir büfede çevirir misiniz? dedik onlarda hemen çevirdi.



Unutulmaması gereken bir nokta ülkede bizim kredi kartlarımız geçmiyor.

DİL

Kiril alfabesi kullanılan ülkede Moldovaca ve Rusça konuşulmakta.

TİRASPOL KAÇ GÜNDE GEZİLİR?

Bütün şehir 3-4 saatte gezilebilir. Zaten gece kalmak için kayıt falan olmak gerektiği düşünülürse en kısa zamanda çıkmak da fayda var.

TİRASPOL GEZİLECEK YERLER

Şehirde görülmesi gereken yerlerin çoğu 25 Ekim Caddesi boyunca sıralanmış.

PARLEMENTO

Parlemento Binası, soğuk ve ciddi görünümüyle bizi korkuttuysa da önündeki dev gibi Lenin Heykelinin hakkını vermek lazım.



Parlamento’nun karşısında organik kimya uzmanı Nikolay Zelinsky’nin adını taşıyan Zelinsky Müzesi ve şehrin tarihi hakkında bilgi alabileceğiniz Tarih Müzesi bulunuyor.



SAVAŞ ANITI

25 Ekim Caddesi üzerinde göreceğiniz büyük anıt 2.Dünya savaşı, Sovyet-Afgan Savaşı ve Transtinyester-Moldova savaşları anısına yapılmış.



Geniş bir alana yayılmış olan anıtta kahramanların mezarları ve tanklar bulunuyor. Uzaktan tankları görünce şaşırdık tabi ama sonra anıtın bir parçası olduklarını anladık.



Tüm savaş anıtlarının olmazsa olmazı “Sönmeyen Ateş”in yanı sıra anıtta bir de modern şapel yer almakta.



SUVOROV MEYDANI

İki tarafı park olan meydanda Rus kahraman General Suvorov’un atlı bir heykeli bulunuyor.



BELEDİYE BİNASI

Üzerinde komünist yıldızı bulunan, beyaz sütunlu belediye binası, Parlamentoya göre kesinlikle daha sevimli.



Önünde Lenin’in büstü bulunan görkemli Belediye Binası 1950’lerin başında “Sovyetler Evi” olarak inşa edilmiş

TİYATRO

1936 yılında açılan tiyatro o zamana kadar Moldova’da açılan ilk tiyatro binasıymış. Moldova’dan ayrıldıktan sonra da şehrin sanat etkinliklerine ev sahipliği yapmış.



Resmi arabadan çekmiştik. Sağ üstte vignette de çıkmış.

😄

ZAFER PARKI / PARK POBEDA

Tiyatronun hemen arkasında 1940’ların sonunda yapılmış olan park, şehrin en büyük parkı olmanın yanı sıra, yaz akşamları hayatın merkezi oluyormuş.

KİVİNT KONYAK FABRİKASI

Dünyanın en ünlü konyaklarının yapıldığı bu fabrikada konyakların tadına da bakabiliyormuşsunuz. Bizim hiç ilgimizi çekmediği için vaktimizi şehrin sokaklarında geçirmeyi tercih ettik.

KUTSAL İSA KİLİSESİ

Transdinyester’deki en büyük Ortodoks Kilisesi olan Kutsal İsa Kilisesi 1999 yılında tamamlanmış. Sarı parlak soğan kubbeleriyle hemen fark edilen kilise Zeleny Marketin yanında bulunuyor.



Moldova, Transdinyester ve Ukrayna’da kiliselere girerken uzun giyinmeniz ve başınızı kapatmanız gerektiğini hatırlatmalıyım.

ZELENY MARKET

Halkın alış veriş yaptığı bu meyve sebze pazarı ilginizi çekebilir. Tipik bir Sovyet pazarı olduğu söyleniyor.



KİROV PARK

İçinde botanik bahçesi de bulunan park yürüyüş yolları ve oturma alanlarıyla Tiraspol’lülerin popüler mekanlarından biri.

DİNYESTER NEHRİ

Moldova-Transdinyester sınırını oluşturan Dinyester Nehri, Tiraspol’ün içinden akmakta.

Hiçbir denize kıyısı olmayan ülkede, halkın yaz aylarında serinlediği nehrin kenarında, taşıma kum getirerek bir plaj yapmışlar. Gittiğimizde hava o kadar sıcaktı ki insanlar nehirde yüzüyordu. Ancak hiç öyle girilebilecek gibi temiz bir su değil. En azından görüntüsü değil.



Sırbistan’ın Novi Sad şehrinde de aynı şekilde tuna nehri kıyısında yapılmış bir Plaj var. Orada da yüzülüyordu ama biz onu da temiz bulup girememiştik. Üstelik o plaj paralıydı.

Sanırım biz Akdenizliler şehrin içinden geçen bir Nehirde yüzmeye sıcak bakamıyoruz.