Tahran Gezi Rehberi - Bize Yol Olsun

GEZDİKLERİMİZ/ İRAN/ TAHRAN

TAHRAN GEZİLECEK YERLER

Tahran’a adımınızı attığınız andan itibaren doğuya özgü unsurlarla sarmalanıyorsunuz. Kendine özgü renkli, silindirik kubbeler, karakteristik minareler, tuğla ile örülmüş binalar, her yerde karşınıza çıkıyor. Şehirde gezecek saraylar, camiler ve müzeler o kadar çok ki aralarından seçim yapmak gerekiyor.

GÜLİSTAN SARAYI

Kaçar Hanedanlığı döneminde inşa edilmiş olan saray hem şehrin merkezinde hem de şehirdeki tek UNESCO Kültür Mirası eser olması nedeniyle Tahran’da turistlerin en fazla ziyaret ettiği yer haline gelmiş.



Kaçar’lar döneminde resmi konut olan saray, Pehlevi’ler döneminde sadece Kraliyet Resepsiyonlarında kullanılmış. Günümüzde ise şehrin güney kesimindeki sarayın bir bölümü ve bahçelerinin önemli bir kısmı devlet dairelerine bırakılarak, müzeye çevrilmiş.



Büyük havuzlu, dikdörtgen bir bahçenin üç tarafına, düzenli bir şekilde sıralanmış ve değişik zamanlarda yapılmış bir kaç katlı konaklar dizisinden oluşan kompleksin her bölümüne ayrı ayrı ücret ödenerek giriliyor.



Sarayın bahçeleri de havuzlar, çeşmeler ve asırlık ağaçlarla en az binalar kadar etkileyici. Bu bahçelerde oturup 5-6 katlı tuğla binaların muhteşem zarafetini ya da rengarenk çinilerin yarattığı renk cümbüşünü izlemek kesinlikle çok keyifli.



Bu kompleks içinde yer alan diğer müzeler:

ABYAZ SARAYI / ETNOĞRAFYA MÜZESİ Osmanlı Padişahı Abdülhamit tarafından gönderilen hediyeleri saklamak için yaptırılan bina günümüzde Etnografya Müzesi olarak kullanılmakta.



ALMAS HALL (ELMAS SALONU) 19. yüzyılın başlarında inşa edilmiş olan bina içindeki ayna çalışmalarından dolayı bu adı almış. Ancak daha sonra Avrupa’dan gelen duvar kağıtlarıyla kaplanmış. Günümüzde o dönmeden kalma sanat eserleri sergilenmekte. Müzeye geldiğimizde nerde ne olduğunu bilmediğim için buraya da girmeyi düşünmüştük ama bilet gişesindeki görevli buraya girmemize gerek olmadığını söyleyince biz de o zaman kalsın dedik.



CHADOR KHANE Kaçar hanedanı doğada olmayı çok sevdiği için sık sık kamp gezisi yaparmış. Bu salon çadırların korunduğu depo olarak kullanılmış. Size İranlılar kapalı mekan da olmaktansa dışarda olmayı seviyorlar demiştim, işte kanıtı. Adamların dönümlerce bahçesi olan sarayı var ama yine de doğaya çıkmak istemişler.



Günümüzde bu salon geçici sergiler için kullanılmakta.

CEMARET BADGİR ( RÜZGAR KULESİ) Sarayda görmenizi önereceğim yerlerden birisi rüzgar kulesi. 19. Yüzyılın başlarında yapılmış olan bina yıllar içinde birkaç tadilat geçirmişse de sarayın en güzel yapılarından biri. Çift kuleli yapının kuleleri serin rüzgarları içeriye gönderecek şekilde inşa edilmiş. Biz zaten serin havada gittiğimiz için ne kadar işe yaradığını bilemiyorum.



Küpe olarak adlandırılan iki oda ile çevrili salonun iç düzeni motifler, desenler ve resimlerle çok güzel. Kırık aynalar kullanılmasına rağmen bu salonda hiç rahatsız edici değil.



Tahran’da kırık aynalarla yapılan süsleme yaygın olarak kullanılmakta. Kendine bak mükemmel olmadığını anla felsefesinin sonucu olarak hemen hemen tüm camiler hatta bazı saraylar bu şekilde kaplanmış. Tahranda gördüğüm bu süslemenin kullanıldığı yerler içerisinde Emaret Badgir Salonu hem zarif zevkiyle hem de ince işçiliğiyle kesinlikle diğerlerinden ayrılmakta.



AKS KHANEH (TARİHİ FOTOĞRAFLAR GALERİSİ) Rüzgar kulesinin altında bulunan yaz odası oldukça ilginç. Kaçarlar döneminde odanın altına kadar gelen soğuk su, ortadaki havuza basılarak oda soğutulurmuş. Günümüzde nemden dolayı bu sistemi çalıştırmıyorlarmış.



Bu salonda Kaçar Hanedanlığı dönemine ait fotoğraflar görülebilir.

SHAMS OL EMAREH (GALLERY OF MANUSCRİPT) Pers ve Avrupa mimarisinin birleşimi olan iki kuleli tuğla bina, o döneme kadarki en yüksek yapı olarak inşa edilmiş. 1867 yılında bitirilen bina kemerli pencereleri ve renkli seramik kaplamaları ile sarayın en gösterişli ve güzel binası.



Kaçar hanedanlığı döneminde Bakanlar Kurulu olarak kullanılmış olan binanın ortasında yer alan saat İngiltere’den getirilmiş ancak sesinden rahatsız olan saray erkanı yüzünden durdurulmuş 2000’li yıllara kadar hiç çalışmamış.



Yapıda restorasyon çalışmaları sürdüğü için, ön cephenin bazı bölümleri kapalıydı ama afişlerden orijinal halinin fotoğrafını çektim.



ROYAL MUSEUM Sarayın ana bölümü dört galeriden oluşmakta. Kraliyet Odalarının yanı sıra Porselen Müzesi ile İranlı ve Avrupalı sanatçıların resimlerinin sergilendiği galeriler tek biletle gezilebilmekte.



Kraliyet odalarının en ünlüsü Talar-e Salam (Resepsiyon Salonu) alçı işlemeli tavan ve duvarları çok güzel. Kraliyet mücevherleri ve “Tavus Kuşu Taht” Merkez Bankasına (hazine odası) gönderilene kadar bu salonda sergilenmiş.



Resim galerilerinde ise yüzlerce değerli resim ve minyatür sergilenmekte. Bunlardan en çok dikkatimizi çeken ise Vatikan ve Collesium resimleri olduysa da müzedeki minyatürlerde görülmeye değer.





KHALVAT KARİM KHANİ Sarayın en eski bölümü olan Khalvat Karaim Khani 18. Yüzyılda inşa edilmiş. Kaçar Hanı Nasser ol din Şah’ın mezarı bulunan teras, sarayın en ilginç bölümlerinden biri. Özellikle duvar ve tavan bezemeleri çok güzel.





MERMER TAHT 65 Parça sarı mermerden yapılmış olan taht, İran Sanatının önemli eserlerinden biri olarak kabul ediliyor. Burada en son 1925 yılında Pehlevi Hanedanlığının ilk üyesi Rıza Pehlevi taç giymiş.

BOZURG BAZAAR (BÜYÜK PAZAR)

Şehrin merkezinde yer alan bu çarşı, Kapalı Çarşıya benzemekle birlikte onun daha büyüğü. Aynı şekilde koridorlara bölünmüş. İhtiyaç olabilecek her şey burada satılıyor. Meyve sebzeden, iç çamaşırına, kırtasiye malzemesinden halıya ne arasanız bulabilirsiniz. Kapalı çarşılar İran’da hayatın önemli bir unsuru. Halk her ihtiyacı için bu kapalı çarşılara geliyor. Öyle ki Şah batılılaşma hareketini başlattığında, bu çarşıları kapatıp daha modern alışveriş merkezleri yapmak istemiş. Bunun üzerine ülkede ilk ciddi kıpırdanmalar başlamış ve İslam Devrimi bu çarşılarda büyük destek görmüş. Bütün çarşılar (şehirde birkaç tane var) inanılmaz kalabalık. İnsanlar yürümekte zorlanıyor ama herkes bir şekilde alışverişini yapıp çıkıyor. Bu canlı, hareketli, rengarenk, değişik tütsü dumanlarının yaydığı kokularla çevrelenmiş pazarları mutlaka gezmelisiniz.



Pazarlarda duyacağınız bu tütsü kokuları bir çeşit kutsama gibi. Bazı yaşlı kadınlar ellerinde tütsüleri sallayarak çarşıda geziyorlar. Esnafta dükkanını kutsayan bu kadınlara para veriyor.

İMAM HUMEYNİ (ŞAH CAMİİ)

19. Yüzyılda Kaçar Hanedanlığı döneminde inşa edilen cami, ortasında havuz olan geniş, kare bir avluya sahip. Caminin minareleri avluya giren kapının üzerinde bulunuyor. Yüksek ve ince minarelere alışık olan bizler için bu minareler mütevazi görünse de renkli taşlarla yapılmış süslemeleriyle kendince bir havası olduğu kesin.



Kapının karşısında, avlunun diğer tarafında bulunan mavi kubbeli caminin girişi ise daha mütevazi.



Avlunun diğer iki kapısından ise Büyük Pazara geçiliyor. Cami avlusu ile çarşı yan yana. Tahran’da bu kültür dikkatimizi çekti. Neredeyse bütün büyük camilerin avlusu çarşı ve pazarlara açılmakta. Dolayısıyla cami avluları her zaman kalabalık, gelip geçenler de var, yere kilim sermiş oturanlar da. Ancak avluları böylesine hareketli olmasına rağmen camiler sürekli açık değil. Belki sadece namaz vakitlerinde açıyorlardır.

SADABAD MÜZESİ

Karlı Elbruz Dağlarının hemen eteğinde, 110 hektarlık büyük bir park içerisinde, 19 müzeden oluşan Sadabad Kompleksinin inşaatına Kaçar Hanedanı döneminde başlanmış ve Pehleviler döneminde de devam etmiş. Günümüzde de bazı binaları devrim muhafızları tarafından kullanılmakta.



Tahran’da tek bir yer görecek olsam tartışmasız burayı seçerdim. Çünkü karlı tepenin hemen dibinde, çağlayarak akan suyun üzerinde, yemyeşil bahçelerin içerisinde saraylar da var, resim ve minyatür müzeleri de. Hatta teknolojik gelişmeleri görebileceğiniz müzeler bile var. Neredeyse şehrin tüm ruhunu bu alanda görebilirsiniz



İçeri girdiğinizde bahçeleri peyzajdan uzak, mimariyi sade, hatta saray hayatını bile sıradan bulabilirsiniz ama Sadabad’da gördükleriniz karşısında şaşıracağınızdan eminim.

BAHÇE İçinden Caferabad Irmağı geçen bahçede, özel tür ağaçlar arasında çok güzel heykeller var. Heykellerden bizi şok eden göğsü açık çocuk emziren kadın heykeli oldu. İran hiç düşünüldüğü gibi değil diyorum ben size.



Ayrıca bahçenin güzel yanı banklarda oturabileceğiniz gibi, ağaçların altında hatta çimlerin üzerinde de oturulabiliyor. Bir adet kafe–restoran olmasına rağmen her daim dolu. Burada oturabilmek için önceden rezervasyon yapmak gerekiyor.



KRALİYET GİYİM MÜZESİ Şahın kız kardeşi Şems Pehlevi’nin yazlık sarayı olan bina, Pehlevi Ailesine ait kıyafetlerin sergilendiği müzeye dönüştürülmüş.



BEYAZ SARAY Dış cephesinden dolayı bu isimle anılan saray, bir dönem Rıza Pehlevi tarafından resmi ikametgah olarak kullanılmış. Dört katlı sarayda kabul salonları, yemek ve yatak odaları, bilardo masası bulunan bir oyun odası ve özel çalışma ofisleri bulunuyor. Odaların bazılarında piyano bulunmakta.



Sarayın zarif tavan süslemelerinin yanı, sıra dizayn edilişi ve gösterişten uzak havası beni çok şaşırttı. Niavaran Sarayını görmedim ama Pehlevilerin yaşadığı sarayın daha gösterişli ve abartılı olmasını bekliyordum. Elbette saraydaki her eşya çok değerli ama saray altına boğulmadan ince bir zevkle döşenmiş. Ancak duvarda yer alan resimlerin neredeyse hepsi karanlık ve kasvetli.





Saraya Pehleviler dönemimde asansör eklenmiş. Zaten dik merdivenlerini görünce asansörün olmazsa olmaz bir ihtiyaç olduğunu anladım.

Sarayın alt katında yer alan Güzel Sanatlar Müzesinde İranlı ve Avrupalı sanatçılara ait eseler sergilenmekte. Özellikle Mark Chagall’a ait orijinal eserler müzenin en dikkat çeken parçaları.





Sarayın ana kapı girişinde ağaçlar arasında, fedakarlığıyla ünlü İran’ı efsanevi kahramanı Arash Kamangir’in ok atarken tasvir edildiği bronzdan güzel bir heykeli yer almakta.



YEŞİL SARAY (ŞAHWAND SARAYI) Kaçar hanedanlığı döneminde inşa edilen bina, dış cephesinde kullanılan mermerden dolayı Yeşil Saray olarak bilinmekte. Son Pehleviler tarafından yazlık saray olarak kullanılmış.



Önünde uzun bir bahçesi olan saray iki bölümden oluşmakta. Kapıdan girer girmez karşınıza gelen basamaklarla üst kata çıkılıyor. Bu katta yatak odaları ve çalışma odaları bulunuyor. Yine giriş kapısının iki yanındaki merdivenlerden alt kata inilerek ve oturma ve yemek odasına ulaşılıyor. Neredeyse penceresi bile olmayan bu alt katta insan neden oturur, yemek yer, misafir falan ağırlar gerçekten bilemedim.



Yeşil Saray, İranlıların çok sevdiği kırık cam süslemesinde son nokta diyebilirim. Tüm sarayın, hatta yatak odasının bile, tavan ve duvarları insanın başını döndürürcesine kırık aynalarla kaplı. Belki hiç alışık olmadığımız içindir ama beni çok rahatsız eden, sürekli hareket eden kırık görüntüleri hiç sevmedim. Sanırım bu yüzden İranlıların çok övündükleri bu saray, benim için tam bir hayal kırıklığı oldu. Beyaz saray ne kadar sade ve zarifse bu saray da bir o kadar yorucu.



ASAD SARAYI Pehleviler Döneminde inşa edilen konak, siyah mermer kaplamalarından dolayı bu isimle anılmış. Günümüzde komplekste ki pek çok resim müzesinden birine ev sahipliği yapıyor.

.:TAHRAN NOTLARI:.yazımı okumadan yola çıkmamalısınız.


SİLAH MÜZESİ Devrimden önce Şahın kardeşlerinden biri tarafından kullanılan köşk, günümüzde Pehlevi’ye ait silahların sergilendiği bir müzeye dönüştürülmüş. Eğer silahlara merakınız varsa bu müzeyi atlamamanızı önereceğim. Muhammed Rıza Pehlevi’nin en büyük tutkusunun silahlar olduğu ve çok iyi bir koleksiyonu bulunduğu söyleniyor.



HÜSEYİN BEHZAT MÜZESİ Prensliği döneminde Muhammed Rıza Pehlevi’nin yazlık konutu olan köşk, günümüzde İran’ın önemli minyatür ustalarından Hüseyin Behzat’ın eserlerinin sergilendiği bir müzeye dönüştürülmüş.



Sarayın bize göre en efsanevi müzesi olan Behzat Müzesi’ne tamamen babamın ısrarlarıyla girdik ve beklentilerimizin çok çok ötesinde bir sanatçıyla karşılaştık.



Farid Farjad’ın müziği eşliğinde gezdiğimiz, beş galeriden oluşan müzede, Behzat’a ait hem minyatürler hem de resimler sergilenmekte. İran Sanatını modern sanata en iyi uyarlayan sanatçılardan biri olarak gösterilen sanatçının eserlerindeki yalınlıktan, yaydığı enerjiden etkilenmemek mümkün değil.



Ancak bizi asıl şok eden yaptığı peygamber resmi oldu. Aslında onun resmi yapmasına mı, İran’da bir müzede bu resmi gördüğüme mi daha çok şaşırdım bilemeyeceğim.



Aslında bu müzede hissettiklerimizi en güzel, babamın müze defterine yazdığı yazı açıklayabilir. Yazıyı aynen buraya alıyorum.

“Behzat evrensel değerleri özümsemiş üstün bir ressam, tarihsel özellikler taşıyan minyatür sanatını resim boyutuna ulaştırmış usta bir yetenek.

Eserlerinde ki yaklaşımlarında resmettiği değişik müzik aletleri ve onları kullanabilen sanatçıları resmin estetiğiyle yeniden üretip hem dilde hem gözde hem gönülde çoğulcu yeni bir düzleme oturtması güzel.

Seçtiği konularda çok değişik temalarla farklı bilgi ve bilimlerin önemini vurgulayarak bağnazlıktan uzaklaşmış. Adeta iç mücadelesini dışarıya yansıtmış.

Bir çok İslam ülkesinde yasak kabul edilen Hz. Muhammedin resm edilmesini Hz. Muhammedin kutsal kişiliğini koruyarak çok güzel bir estetik ilhamla başarmış.

Farklı kültürlerin hem uhrevi anlamda hem de sosyal anlamda bir arada ve aynı bedende daha mutlu olabileceğini “Behzat’ın” sergisini gezerken anladım. Behzat artık İran’ın olduğu kadar İslam kültürünün de evrensel çağdaş kültürün de büyük bir ustası olmuş. İyi ki yaşamışsın Behzat”



MİRİAMAD HAT MÜZESİ Rıza Pehlevi’nin çocuklarının konutu olan köşk, İran’ın ünlü hat ustası Miramad el-Hassani Saifi Qvvini'nin adıyla hat müzesi olarak açılmış.



OMİDVAR KARDEŞLER MÜZESİ Kaçar ailesine ait olan bina dünya turu yapan ilk İranlılar olan iki kardeşin anısına müzeye dönüştürülmüş.



KRALİYET MUTFAKLARI MÜZESİ Komplekste iki ayrı mutfak bulunmakta. Nehrin yakınında olan mutfak modern aletlerde donatılmış ve Pehlevi ailesi döneminde sarayın yemekleri burada hazırlanmış.



SU MÜZESİ İran topraklarında suyun çıkarılması ve dağıtılması teknolojisi 6000 yıl öncesine dayanıyormuş. Hal böyle olunca suyu toplamak, kontrol altına almak ve muhafaza etmekle ilgili binlerce yıllık birikimlerini bir müzede sergilemişler ki, gerçekten gördüğümüz en ilginç müzelerden biriydi.



Eski ve yeni su tesislerinin modelleri de sergilenen müzenin bahçesinde, minyatür bir de baraj bulunmakta.



FARSHCHİAN USTA MÜZESİ İranlı ressam Mahmoud Farshchian’ın suluboya ve yağlı boya eserleri sergilenmekte.



OTOMOBİL MÜZESİ Kompleksin en çok ziyaret esilen müzelerinden biri olan Otomobil Müzesinde Muhammed Rıza Pehlevi ve Farah Diba’nın her biri birer klasik kabul edilen otomobilleri sergilenmekte.

SADABAD BELGELERİ ALBÜM MÜZESİPehleviler döneminde Nöbetçi Binası olarak inşa edilen bina günümüzde Şah dönemine ait fotoğrafların sergilendiği bir müzeye dönüştürülmüş

Geniş kompleks içerisinde müzeler arasında minibüsler dolaşıyor. Çok az bir ücret karşılığında bunlara binerek istediğiniz yere gidebiliyorsunuz. Sadabad Sarayı her gün 09:00-17:00 saatleri arası açık. Her bölüme giriş için ayrı ücret ödenmekte. Bütün müzelere girilmek istenirse bilet fiyatı 150.000 Riyal.



İMAMZADEH CAMİSİ

Tajrish Meydanında yer alan cami İslamiyet’in erken dönemlerinden kalan 12 İmamlardan İmam Musa’nın torunu Salehi’nin Türbesi’nin üzerine inşa edilmiş.



Mavi rengiyle fark edilen caminin neredeyse tamamı çinilerle işli. Bir türlü alışamadığım kubbe ve minareleri saymazsak güzel ve büyük bir cami.



Caminin içi ise oldukça farklı. Tüm tavan ve duvarlar kırık aynalarla kaplı. İlk anda aydınlığı yaydığı için hoş gibi görünse de çok yorucu.



Bu camide yine ilginç bir olayla karşılaştık. Caminin avlusunda siyah granit kaplı mezarlar var çok fazla değil yan yana 5-6 tane. Türbe gibi de değil ama insanlar bunlara ellerini sürüp dualar ediyorlar.



TAJRİSH BAZAAR

İmamzadeh Camisinin yanında yer alan çarşı Bozurg Bazaar kadar büyük değilse de aynı şekilde kalabalık ve popüler. Çarşının her yerini gezemediysek de rengarenk şekerlemeler, meyve kuruları baharatlar beni benden aldı. Tespihler kolyeler nazar boncuklarından bir türlü ayrılamadım. Sanırım çarşının en keyifli koridorlarını gezdik.



Bu çarşıda ilginç bir şey gördüm. Yeşillikler kıyma makinası gibi bir makinada doğranıyor poşetleniyor öyle satılıyor. Tabi koridora yayılan taze maydanoz nane kokularını siz düşünün, kesinlikle keyifliydi.



BAHARİSTAN MEYDANI

Tahran’ın en eski meydanı olan Baharistan, İran Meclisi ve İslami Rehberlik Bakanlığı ile çevrelenmiş.



İnce uzun meydan ana caddenin ortasında geniş bir refüj gibi. Ortasında İran devriminin önemli simlerinden Seyyed Hassan Modares’in bir heykeli bulunuyor. Üç tarafında işlek caddeler olduğu için meydana ulaşmak kesinlikle zahmetli ve riskli ama ben heykel kimmiş diye merak ettiğim için tüm bunlara katlandım.



PARLEMENTO

Baharistan Meydanın karşısında yer alan Parlamento, Kaçar Hanedanlığı döneminde yapılmış olan konak ve bahçelerden oluşan komplekste yer almakta. İki katlı binanın üzerinde Latince hiçbir yazı olmadığı için neresi olduğunu sorarak anlayabildik.

Tahranda pek çok yerde olduğu gibi burada da fotoğraf çekmek yasak. Tabi ki bu bilgiyi ciddiye almayarak fotoğraf çektim ama burada işler çok sıkı. Nereden geldiğini anlamadığım bir asker anında yanıma geldi. Çektiğim son resme bakıp sadece Mehmet’le beni gördü arkaya dikkat etmedi. Üstelik birde özür diledi. Böylece Parlamento fotoğrafımız oldu.



SHAHİD MOTAHHARİ CAMİİ (SEPAHSALAR CAMİİ)

Parlamentonun yanında yer alan kompleks; cami, üniversite, kütüphaneden oluşmakta.



Kompleksin bir parçası olan üniversite sadece lisans üstü düzeyde eğitim veriyormuş ve devrim değerlerine çok bağlı oldukları söyleniyor. Zaten duvarlarındaki afişlerde bu görüşü destekler nitelikte.



İçeri girmek, hatta fotoğraf çekmek yasak olduğu için sadece dışından birkaç resim alabildiğim yapı 19. yüzyılda Kaçar hanedanlığı zamanında inşa edilmiş. Tahran’da fars mimarisiyle inşa edilen ilk cami olan Shaid Motahhari, tuğladan yapılmış sekiz minaresi, şık kubbesi, süslemeleri ve seramik işlemeleriyle kesinlikle Tahran’da gördüğümüz en güzel camiydi.



ULUSAL HAZİNE MÜZESİ

İran Merkez Bankasının koruması altında bulunan hazine, Safaviler döneminden itibaren toplanmaya başlamış olan mücevherler, taçlar, süs eşyaları ve değerli taşlardan oluşmakta. Tüm eşyalarınızı emanete bırakıp girdiğiniz ve hiçbir şekilde fotoğraf çekilmesine izin verilmeyen müzedeki hazineye bir değer biçilememekte. Merkez Bankası rezervleri olarak kabul edilen hazinede dünyada eşi benzeri olmayan çok sayıda mücevher bulunmakta.



Şimdi bunları ne kadar duygusuzca yazdım değil mi? Hani nerde bendeki o “harika” “muhteşem” yorumları. Yok. Neden? Çünkü müzeye giremedik. Gittiğimizde bayram demiştim ya işte o yüzden sanırım resmi tatilmiş. Çok üzüldüm ama yapacak bir şey yok tekrar gitmek için bahane oldu işte.

Ziyaret Saatleri: Cumartesi-Salı 14:00-16:30 Resmi tatillerde kapalı.

KUTSAL SAVUNMA MÜZESİ (HOLY DEFENSE MUSEUM)

İran’ın emperyalist dünyaya ve batı saldırganlığına karşı verdikleri mücadelenin bir simgesi olarak gördükleri müzeye “savaş müzesinde ne işim var sıkılırım” diye düşünmeden gitmenizi önereceğim. Pişman olmayacağınızı düşünüyorum.

Bahçede tanklar uçaklar ve roketler sergilenen müze bugüne kadar gezdiğimiz savaş müzelerinin hepsinden çok farklı. Hiçbir ajitasyon yapmadan yaşananları savaşın acımasızlığını, sivil halkı nasıl ezip yok ettiğini anlatmışlar.



İki bölümden oluşan müzenin ilk bölümünde İran Devrimi ikinci bölümünde ise İran Irak savaşı anlatılmakta.Duvarlar sürekli oynayan videolarla hareketlendirilmiş ve simülasyonlarla öylesine dinamik bir hale gelmiş ki sıkılmadan saatlerce gezilebiliyor.



Özellikle savaşın en acımasız boyutuna tanık olmuş Khorramshahr kasabasının savaş sırasındaki hali müzenin içerisine kurulmuş. Geniş bir alana yayılan bu bölümde yanmış yıkılmış kasabanın içinde gezilebiliyor. Ses efektleriyle desteklenen bölümde çığlıklar bombalar sirenler insanı o ana götürüyor.



Mayın simülasyonu ise o dehşeti çok güçlü yaşatıyor. Simülasyonun içinde olduğunuzu anlamadan mayına basıyorsunuz ve o patlama sesi ve alev görüntüsü bir anda etrafınızı sarıyor. Bizim grupta ilk ben bastım ve sadece ben değil hepimiz çok korktuk.

Savaş sırasında doğal şartların ne kadar zor olabileceğini anlattıkları cephe hattı ve siper odaları da çok güzel düşünülmüş. Yaz ve kış odası olarak iki bölümden oluşan cephede yaz odasında kavurucu bir sıcakla karşılaşırken kış tarafında da dondurucu bir soğuğa maruz kalıyorsunuz.



Tabi ki müze sadece simülasyonlardan ibaret değil. Devrim kahramanlarının balmumu heykelleri, silahlar, ünlü bataklık savaşında kullandıkları ekipmanlar, mayınlar, ve nükleer tesislerin maketleri sergilenmekte.



İsrail’e karşı her hangi bir propaganda bulunmayan müzede. Bu ülkeye tepkiyi gösteren tek şey çöp kutuları üzerindeki bombalarınız çöpe gidiyor resmiydi.



Tüm bunlara rağmen müzede bizi en çok etkileyen asker künyeleri ve kırmızı ışıkla yapmış oldukları tavan dekorasyonuydu. Çok basit olmasına rağmen insanın içini acıtan bir görüntüyü sanırım hep hatırlayacağım.



TABİAT KÖPRÜSÜ

Tahran kesinlikle parklar cenneti. Neredeyse yüzde yirmisi yeşil alan olan şehir merkezinde çok büyük diyebileceğim yedi park var. Güzel düşünülmüş olan tabiat köprüsü Abo Atash (Su ve Ateş) Parkı ile Talaghani parklarını birbirlerine bağlıyor. Altından çevre yolu geçen iki katlı köprü geceleri ışıklandırılıyor. Özellikle akşam saatlerinde gidip köprüyü hem gündüz hem de hava karardıktan sonra görmenizi önereceğim. İki türlü de çok güzel.



Şehrin farklı yerlerindeki Mellat Park, Shahr Park, Laleh Park, Goftegou park, Sa'ee Park, Bahest Madaran Park’da yorulduğunuzda kendinizi atıp, nefes alabileceğiniz diğer geniş yeşil alanlar.



MİLAT KULESİ

2000 Yılında yapımına başlanan kule 2007 yılında tamamlamış. Yaklaşık 435 metre yüksekliğindeki kulenin seyir terasından Tahran manzarası seyredilebilmekte. Böyle kulelere çıkmayı sevmediğimden sadece uzaktan resmini çektim.



AZADİ KULESİ

Şahyad olarak da bilinen şehrin diğer kulesi Rıza Pehlevi döneminde İran’ın modernleşme sürecinin bir parçası olarak inşa edilmiş. Altında yeraltı müzesi olan kulenin yüksekliği 45 metre.

NİAVERAN SARAY KOMPLEKSİ

Şehirdeki sarayların birinden vazgeçmem gerekiyordu bende Niavaran’ı seçtim. Bu nedenle saray hakkında sadece yüzeysel bilgim var.

Pehlevi aillesinin son on yılında Resmi İkametleri olan Niavaran Saray Kompleksi Kaçar hanedanlığı döneminde yazlık saray olarak kullanılan köşkleler ile Pehliveler döneminde yaptırılan saraydan oluşmakta. Çok geniş bir alana yayılan kompleks efsanevi bahçesiyle de turistlerin gözde uğrak yerlerinden birisi.

NİAVARAN SARAYIPehleviler tarafından yaptırılan modern görünümlü saray için ailenin evi diyebiliriz. Sarayın alt katında bekleme odaları, yemek salonları ve sinema, üst katlarda ise yatak odaları, çocukların odaları, Farah Diba’nın ofisi bulunuyor. Ayrıca pek çok değerli sanat eseri ve İran halıları sarayı süslemekte.

AHMAD SHAHİ KÖŞKÜKaçar hanedanlığı zamanında yapılmış olan köşk aynı zamanda komplekste ki en eski bina. Bir dönem Pehlevi ailesi bu binada yaşadıysa da ilerleyen yıllarda sadece özel toplantılar için açılmış.

KÜTÜPHANEAna sarayın bitişiğindeki yapı bronz ve cam kombinasyonlarıyla dizayn edilmiş içinde binlerce kitap bulunan kütüphanenin tavanı en ilginç bölümlerinden biri.

SAHEB QARANİYEH SARAYIÜst katı Şah tarafından ofis olarak kullanılan binanın alt katı ise resmi olmayan davetler için kullanılmış. Tavan süslemeleri ve kemerli duvarlarıyla etkileyici olduğu kesin.

DÜNYA MÜZESİPehlevi’lerin saltanatı sırasında gelen hediyeler, satın almış oldukları özel tasarım süs eşyaları ve sanat eserleri sergilenmekte.

BAHÇELERSarayın en güzel yerlerinden biri olduğu söyleniyor.11 hektarlık bahçedeki asırlık ağaçlar ve yürüme yolları her ne kadar güzel olsa da taş yazıtlar tarihi bahçenin en ilginç bölümü.

Saray saat 09:00 17:00 saatleri arası açık olan müzenin tamamına giriş ücreti 690.000 Riyal. Hepsine değil de belirli bölümlere girmek isterseniz ona göre ücretleniyor.

HUMEYNİ ANIT MEZARI

Havaalanı yolu zerinde bulunan anıt mezar bir türbeden çok öte büyük bir kompleks. Üniversiteden, hastaneye, müzeden otele pek çok yapı olması planlanış. Komplekste bazı binaların inşaatı henüz bitmemmiş. Ama önceliği verdikleri iki üniversite açılmış.

Beş kubbeli türbede İmam Humeyni’nin mezarı dışında ailesi ve Rafsancani gibi kendisine yakın devlet adamlarının mezarı da bulunmakta.

Bu büyük kompleksi görmek isterdim ama türbeye gitmeye vaktimiz olmadı sadece gece havaalanına dönerken uzaktan resimlerini çekebildim.



Eğer Tahran’da uzun uzun süre kalacaksanız aşağıdaki müzeleri de gezebilirsiniz.

ESKİ ABD BÜYÜKELÇİLİĞİ (13 ABAN MÜZESİ)

Ülkede ABD büyükelçiliği yok. Ancak devrimden önce şehirde bulunan Elçilik binası olaylardan sonraki haliyle korunmuş ve 13 Aban (4 Kasım) isimli müzeye dönüştürülmüş.

İmam Humeyni’nin iktidarı ele geçirmesiyle, devrim taraftarı gençler, ABD’ye kaçan Şahın iade edilmesini ve Amerikan Bankalarındaki Paralarının İran’a verilmesini sağlamak amacıyla, 4 kasım 1979’da 52 Elçilik Çalışanıyla birlikte elçilik binasını ele geçirmişler ve 444 gün süreyle rehin tutmuşlar. Şahın Mısır’a gönderilmesinin ardından yapılan anlaşmaların sonucunda 20 ocak 1981 de rehineler serbest bırakıldıysa da yaşanan bu siyasi gerilim Amerika İran ilişkilerini tamamen bitirmiş.

Dış duvarları gençler tarafından ABD’ye duyulan tepkiyi gösteren grafitlilerle dolu. Taksiyle geçerken görebildiğim için maalesef resimleri yok.

ULUSAL ARKEOLOJİ MÜZESİ (BASTAN MÜZESİ)

İran’ın en büyük arkeoloji müzesi olan Ulusal Müze, İslam Öncesi Dönem ve İslam sonrası dönem olarak ikiye ayrılmakta. Müzedeki en meşhur eser “Tuz Adam”. 1994 yılında bulunan tuz adam bir madende ölmüş ve ortamdaki tuz nedeniyle bozulmadan korunabilmiş.

MALEK MÜZESİ VE KÜTÜPHANESİ

Arkeoloji müzesinin yanında bulunan müzede minyatürlerden pullara kadar pek çok sanat eseri sergilenmekte. Müzedeki en değerli eserler el yazmaları olarak gösteriliyor.

EBRAT MÜZESİ

Şah’ın Gizli Polis Teşkilatı “SAVAK”ın hapisane olarak kullandığı bina günümüzde İbret Müzesi olarak hizmet vermekte. Eğer ilginizi çekerse müzede hücreler, İşkence odaları ve işkence aletleri görülebilir.

RIZA ABBASİ MÜZESİ

İran’ın ünlü Minyatür sanatçısının adını taşıyan müzede sadece Rıza Abbasi’ye ait eserler değil. İran tarihine ait eserler sergilenmekte.

TAHRAN'DA YAŞAM HAKKINDA MERAK ETTİĞİNİZ HER ŞEY İÇİN

.:Tahran Gezi Notları:.