Tahran Gezi Rehberi - Bize Yol Olsun

GEZDİKLERİMİZ/ İRAN/ TAHRAN

TAHRAN NOTLARI

İran’ın başkenti olan Tahran, Kaçar hanedanını kuran Ağa Muhammed Han tarafından 1788 tarihinde başkent olarak ilan edilmiş ve günümüze kadar da bu konumunu korumuş. Elbruz dağlarının eteklerinde kurulu olan şehir 14 milyonluk nüfusuyla canlı, hareketli, dinamik ve yaşam dolu…



Tahran’a gidene kadar bu şehri sevebileceğimiz, rahat edebileceğimiz konusunda kaygılarımız vardı. Gördük ki kaygılarımız boşmuş. Gezdiğimiz bunca yer içerisinde bizi en çok şaşırtan şehir Tahran oldu.

Her ne kadar İran’ın anlatıldığı gibi olmadığını düşünsek de Tahran’a vardığımızda ön yargılarımızdan tamamen sıyrılamadığımızı fark ettik. Elbette teknoloji ile donatılmış çok düzenli bir şehir değil ama geleneksel ile zamanı uyumlaştırabilen yapısıyla modern yaşamın tüm unsurlarına sahip.



Büyük bir birikime sahip olan İran’ın Tarihi Perslere kadar uzanmakta. Halk arasında kendilerine Persian diyen kişilerle de karşılaştık. Eski dönemlerle ilgili tarihi kalıntılar Şiraz, İsfehan, Tebriz, Kum, gibi kentlerde yoğunlaşmış. Yakın İran tarihi ise Tahran'la başlıyor.

1921 Yılında, Pehleviler’in, Kaçar Hanedanına karşı yaptıkları bir darbe ile yönetimi ele geçirmelerinden sonra ülkede siyasi istikrarsızlık neredeyse hiç bitmemiş. Rıza Pehlevi döneminde Başbakanlık yapan ve İran için hayati bir karar olan “İran Petrolleri’nin Millileştirilmesi” hamlesiyle tanınan Başbakan Muhammed Musaddık, bu hareketiyle şaha ters düşmüş ve bir darbeyle görevinden uzaklaştırılarak yıllarca ev hapsinde tutulmuş. Halkın büyük tepkisine yol açan bu hareket ve ardından Muhammed Rıza Pehlevi’ nin başlattığı batılılaşma hareketi ülkedeki huzursuzluğun fitilini ateşlemiş. Halk tarafından pek kabul görmeyen bu batılılaşma hareketi ve şahın baskıcı politikaları ülkenin tamamına yayılan iç karışıklıklara neden olmuş ve 1979 yılında dini lider Humeyni’nin önderliğinde gerçekleşen devrimle İran İslam Cumhuriyeti kurulmuş. Wikipediden Humeyninin sürgünden Tahran’a dönerken çekilmiş bir fotoğrafını buldum.



Halkın belleğine işleyen bu zorlu süreçte İran, eski Şah rejimini destekleyen Amerika’nın kışkırtmasıyla, 1980 yılında, Irak’ın saldırısına uğramış, kendisini 8 - 10 yıl sürecek bir savaşın içinde bulmuş. Bir yandan devrim değerlerini yerleştirmeye çalışırken uygulanan baskılar, bir yandan da şehrin üstüne yağan bombalar özellikle Tahran gibi büyük şehirlerde insanları acımasızca hırpaladıysa da bu iyi niyetli, içten insanlar bu günlere gelmişler. Hala süren ambargolardan dolayı büyük sıkıntılar çekmelerine rağmen son derece gözü tok olan İranlılara saygı duymamak mümkün değil.



.:TAHRAN GEZİLECEK YERLER:.yazımı okumadan yola çıkmamalısınız..

TAHRAN'A NE ZAMAN GİDİLİR?

Zaman zaman yağmur yağsa da en güzel zamanı bahar ayları. Tahran’da yazın hava bunaltıcı şekilde sıcak oluyor.



TAHRAN'A NASIL GİDİLİR?

İran, Türk vatandaşlarına vize uygulamıyor. Ülkeye giriş için pasaportunuz yeterli. Ancak bu şekilde en fazla 90 gün kalınabiliyor. Daha uzun süre kalınacaksa vize almak lazım.

İngiltere, İsrail ve ABD’ye gitmeyi düşünenlerin en çok kaygılandığı pasaportumda İran damgası olursa sorun çıkar mı konusunu da çözmüşler. Pasaporta giriş-çıkış damgası basmıyorlar. Girişte Sadece kendi bilgisayar sistemlerine işleyip pasaportu veriyorlar.

THY ve Pegassus İstanbul’dan Tahran'a her gün uçuyor. Fiyat olarak Pegassus’un çok daha uygun olduğunu söylemeliyim.



Uçağın yanı sıra sınır komşumuz olan İran’a otobüsle gitmek de bir seçenek. Ancak Tahran sınıra oldukça uzak olduğu için bu yolculuğu tavsiye etmeyeceğim.

Kendi aracınızla Tahran’a gitmeyi düşünüyorsanız, bu fikrinizden vazgeçin derim. Tahran’ın trafiğine alışmak çok zor. Sadece Tahran’da değil tüm İran’da trafiğin kaotik olduğu söyleniyor. Trafik kuralları şehre uğramamış. En temel kural diye düşündüğüm kırmızı ışık kuralı bile şehirde geçerli değil. Arabalar kontrolsüzce gidiyor, kimse kimseye yol vermiyor. Neyse ki sağdan gidilip soldan geliniyor.



Trafikteki araçların önemli bir kısmı motosiklet. Kırmızı ışıkta kavşağa baktığınızda önde her zaman motosikletlerden oluşan eskort görülüyor. Arabalara kıyaslandığında daha fazla tehlike yaratan bu motorlara karşı çok dikkatli olmak gerek. Çünkü her yerdeler. Öyle ki yaya geçitlerinde bile motorlar kaldırıma çıkmasın diye barikatlar var.



TAHRAN’DA NEREDE KALINIR?

Tahran’da pek çok otel var. Ancak İran’da booking.com ve hotels.com yasak bu nedenle ya otelin adını bilip direk oteli arayarak rezervasyon yapacaksınız. Ya da hostelworld.com’dan otel bulacaksınız. Başka siteler çalışıyorsa da ben sadece bu siteyi bulabildim. Lüks otellerdeki durumu bilmiyorum ancak 3 yıldızlı oteller Türkiye’dekilere kıyasla bakımsız. En azından bizim kaldığımız Mehr Otel idare eder vaziyetteydi.

Üstelik çok ucuz bir şehir olan Tahran’da iki kişilik odanın geceliğine 25 Dolar ödedik. Aslında biz merkezde bir otel istediğimiz için fiyat yüksekti. Merkezden uzaklaştıkça geceliği 10 Dolara oteller bulunabiliyormuş.

Tahran’da oteller dışında Couchsurfing üzerinden İranlı’ların evinde kalanlar da var. Benim pek sevmediğim bu sistemi hiç düşünmedik ama bunun iyi yanı İranlılarla birlikte kalınca halkın yaşantısını daha iyi anlayabiliyorsunuz.

TAHRAN GÜVENLİ Mİ?

Eğer trafikte ve karşıdan karşıya geçerken başınıza bir şey gelmezse son derece güvenli bir şehir. Sokaklarda dilenciler falan görüyorsunuz ama hırsızlık ya da kap kaç olmuyormuş. Biz de Tahran’da kaldığımız süre boyunca kalabalık çarşılarda oldukça savruk olmamıza rağmen yankesicilikle falan karşılaşmadık. Yine de büyük şehir olduğu düşünülecek olursa tedbirli olmakta fayda var.



TAHRAN’DA NE YENİR?

Benim gibi et seven bir insansanız tek bir cevabım var kebap. Kebapların her çeşidini deneyebilirsiniz. Bütün İran’da öyle midir bilmem ama Tahran’da porsiyonlar çok büyük. Bir porsiyon yemekle rahatlıkla iki kişi doyuyor. Ayrıca pilav seviyorsanız çok şanslısınız. Tüm yemekler pilav üzerinde servis ediliyor. Serviste sadece kaşık çatal veriliyor, bıçak kullanmıyorlar.



Ağız tadımız birbirine benziyor. Yemek konusunda sıkıntı çekmeyeceğinizi düşünüyorum. İran yemekleri çok acı ya da aşırı baharatlı değil. Pilavları mutlaka safranlı ama safrana aşırı bir antipatiniz yoksa seveceğinizden eminim. Bunun dışında hakiki Acem Pilavlarından mutlaka denemelisiniz.



İran’da nar yemeklerde kullanılan bir meyve. Özellikle pilav üzerinde servis edilen omur eti ve bunun da üzerinde arasında nar olan mısır ekmeği enfes. Yemeğin ismini bilemiyorum her yerde farsça yazıyor. Ama resmini gösterip sipariş verebiliyorsunuz.



Yemek kültürlerinde başka bir ilginç özellik de kebapların yanında limon geliyor. İranlılar ete limon sıkıp yiyorlar. Annemin bu duruma yoruma “o kadar yağlı yiyorlar ki yağın etkisini azaltmaya çalışıyorlar” şeklinde olsa da ben ekşiyi çok sevdiğim için kendi yemeklerime limon sıktım ve lezzetini sevdim.

Kebapçılar genel olarak Tajrish Bazaar, Bozurg Bazaar gibi kapalı çarşıların girişlerinde bulunuyor. Tahran’daki en ünlü lokanta Bozurg Bazaar’ın, Melli Bank'a bakan cadde üzerinde ki girişinde. Trafiğe kapalı ve güney Tahranın merkezi olan en turistik cadde olduğu için bulmakta hiç zorlanmazsınız. Pazarın birkaç girişi olmasına rağmen bahsettiğin lokantayı önündeki sıradan hemen fark edersiniz. Aslında son derece köhne olan bu lokantaya dik bir merdivenden çıkılarak ulaşılıyor. Ancak İranlılar arasında çok popüler. Eğer burada beklemeyeyim derseniz hemen karşısında da çok güzel kebaplar yiyebileceğiniz bir lokanta var.



Tahran’da sokak ve han girişlerine göreceğiniz, bizim Güneydoğu’ya özgü ciğercilerde mutlaka bir ciğer şiş atıştırın, oldukça lezzetliler. Bunlar dükkan falan değil sokağın kenarında bir tezgahta şişleri dizip iki dakikada ateşte pişiriyorlar. Aslında biz yabancıyız diye bizimkini pişirdiler. Herkes şişe dizilmiş ciğer şişi alıyor geçiyor ocağın başına kendi pişiriyor. Şişin vaz geçilmezi yağlar ayrı bir şişte pişiriliyor Tabi ki fiyatlar inanılmaz uygun.

İran’da somun ekmek yok. Ekmek olarak küçük lavaşlar var. Dilimlenmiş olarak servis ediliyor.

Biz Türklerin yurtdışında en çok aradığımız “bir bardak çay” İran’da her yerde bulunuyor. Hatta parklarda gezgin çaycılar “Çay, çay, nebat çaaay” diyerek satıyorlar. İster sokakta ister kafelerde için çayın yanında limon şekerlemesi veriyorlar. Benim fikrim çayı bununla içmeyin hiç bize göre değil.



İran’da ayran, naneli veya sodalı. Cam şişelerde satılan bu ayranlar bizlerin çok hoşuna gitti.

Şehrin turistik yerlerinde soğutmalı sebiller var. Bunlardan rahatlıkla su içebilirsiniz. Ayrıca İranlılar bu makinalardan havaalanına da koymuşlar. Havaalanında suya fahiş paralar ödemekten bıktığım için İranlılar bu davranışlarıyla da gözüme girdiler.

TAHRAN’DA NE GİYİLİR?

Özellikle bayanları en çok düşündüren konu giyim. Ben de gidene kadar defalarca kıyafetimi değiştirdim. Acaba tişörtüm fazla mı kısa, şalım çok mu dikkat çeker diye az kaygılanmadım. Ama Tahran’a inince gördüm ki her şeyi abartmışız.

Bayanların yarım kollu ve kısa elbise ile gezmesine ve başın açık olmasına izin verilmiyor. Mutlaka başınıza bir şal atmak zorundasınız. Bunların yanı sıra kalçanız hizasında bir üst giyerseniz şehirde bir İranlı kadından farkınız kalmıyor.



Saçları tamamen kapatmaya gerek yok, herkesin saçlarının önü açık. Hatta uzun saçlı olanların saçları şalın altından sırtına dökülüyor. Kıyafeti tamamen kapalı olanlarda var, çarşaflılar da . Ama şehirde çoğunluğu daha açık olanlar oluşturuyor.

Renk konusunda da çok rahat olabilirsiniz. İranlı kadınlar rengarenk şallar takıyorlar. Ben de parlak renkli şal taktığımda kimsenin garipsediğini görmedim.



Başınızdaki şal zaman zaman açılabiliyor. Böyle durumlarda gayet sakin bir şekilde tekrar kapatabilirsiniz. İran’ın her yeri bu kadar rahat değilmiş ama Tahran'da başınız açıldı diye kimse uyarmıyor.

Ayakkabı konusunda bir sıkıntı yok, açık ayakkabı giyilebiliyor. Son olarak makyaj yapabilirsiniz ve istediğiniz renk oje sürebilirsiniz. İranlı kadınların çoğu makyajlı ve uzun tırnaklarına kırmızı, bordo, pembe ojelerini sürüyorlar.

Camilere girerken çarşaf giymek gerekiyor. Cami girişlerinde çarşaf veriyorlar. Yalnız çarşaf deyince aklınıza siyah bir elbise gelmesin. Çarşaf dedikleri bildiğiniz çiçekli yatak çarşafı. Buna sarılıyorsunuz. O kocaman çarşaf tabi ki başınızda durmuyor kayıyor üstelik kayarken başınızdakini de aşağı çekiyor, o yüzden herkes çarşafı alıyor ama idareten tutuyor, omuzlarından atıp öyle geziyorlar. Ben yine de olabildiğince kapalı durmaya çalıştım belki camilerde kızıyorlardır diye ama halk gayet rahattı. Çıkışta çarşafı tekrar bırakıyorsunuz.



Bizim Tahran’da olduğumuz gün 12 İmamla ilgili bir bayramlarıydı. Bu nedenle camiler çok kalabalıktı ve çok bayan vardı. Kalabalık nedeniyle de insanlar bu kadar rahat davranıyor olabilirler. Bayram olduğu için Cami avlusuna kurulmuş olan platformda ilahi açıklamalar yanında ilahi müzik sunumları da yer alıyordu.

Erkeklerin giyiminde Şort giyilmediği sürece sorun yok rengarenk giyinebilirsiniz. İranlı erkekler kırmızı, sarı pembe her renk t-shirt giyiyorlar.

.:TAHRAN GEZİLECEK YERLER:.yazımı okumadan yola çıkmamalısınız..

TAHRAN’DA İNTERNET VE TELEFON KULLANIMI

Tahran’da kendi hatlarımızı kullandık ve sorun yaşamadık. Hem Türkiye ile hem de kendi aramızda rahatlıkla konuşabildik. Ancak İran’ın her yerinde durum böyle değilmiş. İnternet konusunda da biz kendi internetimizi açmadık. Otelin interneti işimizi gördü, zaten üç gün kaldığımız için idare edebildik. Ama her an internetim olsun diyorsanız Tahran’dan hat almanız en mantıklısı. Hem hava alanında hem de şehrin pek çok yerinde bu hatlardan alabilirsiniz. Ancak kısa süre kalacaksanız açık hat almaya dikkat edin. Zaman zaman hattın açılması birkaç günü buluyormuş. Tabi bu açık hatlar diğerlerine göre biraz daha pahalı.

Ülkede İnstagram ve Whatsapp uygulamaları çalışıyor ancak, Twitter ve Facabook için tüm İranlı gençler gibi VPN üzerinden bağlanmanız gerekiyor.

TAHRAN'DA ULAŞIM

Gelişmiş bir metro ağı olan Tahran’da ulaşım neredeyse bedava. Şehirde metrobüs ve otobüs hatları da yaygın olmakla beraber, Tahranlılar pek otobüs kullanmıyorlar. Bunun nedenini anlamak zor değil. İnsanın o trafikte dur kalk bir yere ulaşması pek mümkün görülmüyor. Ayrıca motosiklet taksilerde şehirde yaygın olarak kullanılıyor.



Biz petrolün sudan ucuz olduğu bir ülkede olmanın tadını çıkaralım diye düşünerek ulaşımda hep taksileri kullandık.

Tahran’da sarı ve yeşil renkli taksilerin yanı sıra kendi arabasını taksi olarak kullanan sürücüler var. Taksi aradığınızı fark ederlerse yanınıza gelip taksi lazım mı diyorlar, ya da otelden falan taksi çağırtırsanız bunlardan geliyor. Herkes bir tanıdığını arıyor.

Taksilerde taksimetre olmadığı için hangi tür taksiye binerseniz binin kaça götüreceğini baştan konuşmak gerekiyor. En uzak yer olan havaalanına (merkeze 50 km civarında) 900.000’e gidiyor. Bu da 6-7 dolar. Şehir içinde verdiğimiz para zaten yok denecek kadar az. Üstelik Tahran taksicileri bizi çok şaşırttılar; eğer mesafe çok kısaysa hiç nazlanmadan sizi gideceğiniz yere götürüyorlar ama para almıyorlar hatta ısrarla vermenize rağmen almak istemiyorlar.

Resmi taksilerle korsan taksiler arasında hemen hemen hiçbir fark yok. Bütün şoförler deli gibi araba kullanıyor. Sık sık yüreğiniz ağzınıza geliyor ama yapacak bir şey yok. Alışıyorsunuz. Bana göre taksicilerle ilgili en ilginç durum yol bilmemeleri. Parklara ve saraylara gitme konusunda problem yok, hepsinin yerini biliyorlar ama müzeler konusunda sanırsınız ki o şehirde yaşamıyorlar. Savaş müzesine giderken o kadar dolandık ki resmen Tahran turu yaptık. Ulusal Hazine müzesine giderken ise daha perişandık. Buluruz inşallah diye bizi alan taksici yarım saatin sonunda başka bir taksiye devretti ki bu da çok kolay olmadı, bir süre yolu bilen taksici aradık, durumu siz düşünün.

HAVAALANINDAN ŞEHRE ULAŞIM

Havaalanından şehre gitmek için en kolay yol taksi. Ama vaktiniz varsa ve halkla iç içe olayım diyorsanız metro ile gidebilirsiniz. Geliş terminalinden tren istasyonuna tüp geçitten geçerek ulaşılıyor. Havaalanından şehrin merkezine kırmızı hat çalışmakta. Havaalanından kalkan bu tren Shahr-e Aftab metro istasyonuna gidiyor. Bu istasyona gelince şehir merkezine giden metroya aktarma yapmak gerek. Metrolarda yazılar hem Farsça hem de İngilizce yazdığı için sıkıntı yok. Ancak Havaalanından kalkan ilk tren saat 06:50’de hareket ediyor. Oysa Pegassus Havayolları gece saat 3:00’de Tahran’a iniyor. Bu nedenle şehre metro ile gidecekseniz çok beklemeniz gerekir.





PARA BİRİMİ

İşte bu en karışık konu. Remi para birimi İran Riyali ancak bir de halkın kullandığı Tümen var. Aslında bu ikisi aynı para halk Riyalden bir sıfır atarak Tümen diyor. Ancak biz çok basit gibi duran bu işin içinden gerçekten çıkamadık. Çünkü sorun sadece rakamda değil çok fazla para var 100 dolar bozduruyorsun bir balya para ediyor. Sonuçta biz ödemeyi her seferinde cüzdanı açıp gerekeni almalarını isteyerek çözdük. Ya da elimizdeki büyük parayı verip üstünü almayı bekledik. Eminim bu durum size çok komik geliyor ama gidin bakın göreceksiniz olay o kadar kolay değil.





Kredi kartı konusuna gelince; Evet, ülkede kredi kartı kullanılıyor, ancak bizim kredi kartlarımız geçerli değil. Bu nedenle mutlaka yanınızda nakit para bulunmalı.

Havaalanında Dolar ve Euro bozdura bileceğiniz gibi TL’de bozdurabilirsiniz. Ama Dolar ve Euro bozduracaksanız yanınızda 20’lik olması lazım. Çünkü havaalanında sadece 20 Dolar ya da 20 Euro bozulabiliyor. 50 Euro verip 20’sini boz 30’unu geri ver deme gibi bir şansınız da yok o zaman 30’u geri vermiyor. Şehre indikten sonra böyle bir sorun kalmıyor. Kaç Dolar ya da Euro verirseniz verin bozuyorlar. Ancak şehirde de atıyorum 100 dolar verip 50’sini boz 50’sini dolar olarak ver deme şansınız yok.

TAHRAN UCUZ MU?

Bu güne kadar gittiğimiz her yerden daha ucuz bir şehir Tahran. Üç günde otel hariç kişi başı 50 Dolar harcadık. Üstelik her yere taksiyle gittik. Sarayları ve müzeleri gezdik ve kontrolsüzce kebap yedik.

😄





İran’da Dolar kuru ile ilgili de bir problem var. Tahran’a gitmeden Türkiye’de baktığımızda (Nisan 2019) 1 Dolar 42.000 Riyal olarak görülüyordu. Oysa Tahran’da 1 Doları 135.000 Riyal’den bozdurduk. Dolar Ülkede bulunmadığı için karaborsaya düşmüş durumda. Resmi kur 42.000 Riyal’e sabitlenmiş ama sadece ilaç gibi zaruri ihtiyaçları ithal edeceğinizi kanıtlarsa devlet vatandaşlarına bu kurdan dolar satıyor. Bunun dışında 1 Dolar her yerde 135.000 Riyal. Ama tabi siz gittiğinizde kur değişmiş olabilir bunu oraya gitmeden öğrenmek zor, çünkü burada sadece resmi kuru görebiliyoruz.

Para bozdurmak için bankaya falan gitmenize gerek yok. Çarşılar, pazarlar müze çevreleri Dolar satın almayı bekleyen adamlarla dolu. Bunlara güvenilir mi diye düşünüyorsanız bence güvenilir. En azından biz hiçbir sorun yaşamadık.

DİL

İran’ın resmi dili Farsça, ancak her üç kişiden biri mutlaka Türkçe biliyor. Diyelim ki bindiğiniz taksici Türkçe bilmiyor hemen bir durağa çekiyor Türkçe bilen var mı diye soruyor mutlaka bilen birileri çıkıyor. İran Azerileri şehirde çok fazla o yüzden sadece Türkçe konuşarak Tahran’da gezebilirsiniz. Aynı durum çarşı alışverişlerin de de geçerli.

Yazılar sağdan sola ve Arap alfabesiyle yazıyorsa da turistik yerlerde İngilizcesi de var. Özellikle metro durakları, Sokak ve cadde isimleri her yerde Latin Alfabesiyle yazılmış.



DİN

Büyük çoğunluğu Şii Müslüman olan ülkede, Hristiyanlar hatta Zerdüşler de var.

SAAT FARKI

İran bizden 1,5 saat ileri. Evet yanlış okumadınız bu da Tahran’da yaşadığımız başka bir ilginç durumdu. Bu güne kadar 30 ülkeye gittim hiç birinde buçuklu saat farkı görmedim ama İran’la aramızdaki saat farkı böyle işte.

HAFTA SONU TATİLİ

Evet İran’ın çalışma günleri de farklı. Hafta sonu tatili Perşembe ve Cuma günleri. Ancak bu durum ciddi ekonomik zararlara yol açtığı için Cuma Cumartesi olarak değişme ihtimali varmış.

İRAN TAKVİMİ

İran takvimi 622 yılını başlangıç olarak kabul etmesine rağmen yeni yılın başlangıcı 21 Mart. Şehri gezerken takvimle pek işimiz olmasa da müzelerde tarihçeleri okurken tarihin hangi takvime göre olduğunu anlamakta zorlandım. Hala da bu konuyu net olarak çözemedim.

TAHRAN’DA YAŞAM

Uçaktan indiğimiz andan itibaren bizi şaşırtan Tahran’da yaşam, özellikle kadınların yaşamı hiç düşündüğümüz gibi değil. Kadınlar hayatın her alanında varlar. Başlarını örtmek dışında bizlerden hiçbir farkları yok. Çalışıyorlar, üretiyorlar, araba kullanıyorlar, sokakta, pazarda, iş hayatında, resmi kurumlarda (müzeler gibi) aktif olarak kadınları görebiliyorsunuz.

Ben en çok Sabah saat 4:00’de havalanın da çalışan çok sayıda kadın görünce şaşırdım. Güvenlik kontrolünde kadın erkek ayrı ayrı alındığı için bayanların olması normaldi ama pasaport kontrolü yapanların çoğunun kadın olması ilginçti. Sabahın o saatinde insan daha çok erkeklerin çalışmasını bekliyor.

Tahran’da hayat tam anlamıyla haremlik selamlık değil. İlk ve orta öğretimde hatta üniversitede kızlar ve erkekler ayrı sınıflarda okuyormuş, ancak çalışma hayatında kadın ve erkek birlikte çalışıyor. Girdiğimiz müzelerin çoğunda kadın ve erkek çalışanlar aynı masada yan yana oturuyordu. Devlet dairelerinde de özel sektörde de durum böyleymiş. Kendi otelimizde de resepsiyonda kadın ve erkek çalışanlar bir aradaydı. Aynı bizdeki gibi birbirleriyle gayet rahat konuşup şakalaşarak çalışıyorlardı.



Metrolarda ilk ve son vagonlar kadınlara ayrılmış. Ancak kadınlar isterlerse karma vagonlarda yolculuk yapabiliyorlar. Kadınlar vagonunu eskiden kesinlikle erkekler kullanamazken şimdilerde ise yoğun saatlerde erkekler de daha boş olan bu vagonlara binebiliyormuş.

Lokantalarda kadınlar için ayrı bir bölüm görmedim. Herkes karışık bir şekilde oturup yemek yiyor. Bir masada 2-3 kadın yemek yerken hemen yanlarındaki masada tek başına bir erkek yemek yiyebiliyor.

Sokaklarda, parklarda çok fazla sevgili görmeme rağmen kalabalık gruplar halinde gençler görmedim. Gruplar hep ailelerden oluşuyordu bu dikkatimi çekti. Belki de gençlerin yoğun olduğu bölgelere yolumuz düşmedi. Buna rağmen el ele gezen çiftlere her yerde rastlayabiliyorsunuz.



İranlılarla ilgili dikkatimi çeken bir başka konu çok sakinler ve alçak sesle konuşuyorlar, ne kadar kalabalık olurlarsa olsunlar sesler yükselmiyor. Bu konuda hiç bize benzemiyorlar. Cafeler de otururken etrafıma şöyle bir baktım Biz dört kişi olmamıza rağmen 6-7 kişilik gruplardan daha fazla sesimiz çıkıyordu

😄

Şehirde en çok hoşuma giden cep telefonuna bağımlı bir hayat yok. İnsanlar aynı masada oturup cep telefonuyla oynamıyorlar, birbirleriyle konuşuyorlar.

Pek çok konuda bizi şaşırtan Tahran'da park ve bahçe kültürüne de bayıldım. Hava iyi ya da kötü olsun fark etmiyor parklar dolup taşıyor. Boş vakti olan herkes parklarda. Parklarda oturacak pek mekan yok, İranlılar yere örtü serip üzerinde oturuyorlar. Aynı bizdeki piknik mantığı, çimlerin üzerine örtü serip evden getirdiklerini yiyip içiyorlar. Karpuz Tahranlılar için de vazgeçilmez, kimi gördüysem karpuz yiyordu. Ama üzülerek açıklıyorum mangal yakan yoktu.

😄





Yazının pek çok yerinde kafelerden bahsettim ama sanmayın ki Tahranda her yerde kafe var. Şehrin merkezinde bile bir kafe bulabilmek için on kişiye sormak gerekiyor. Az sayıdaki bu kafeler hep kalabalık. Kafelerde sigara içilebiliyorsa da İran’da bizdeki gibi sigara içilmiyor şehirde nargile daha yaygın. Kafelerde parklarda kadın, erkek herkes nargile içiyor.



Benim izlenimim İranlılar kapalı mekanda olmaktansa sokaklarda olmayı seviyor, sanırım bu nedenle fazla kafe yok. İnsanlar çarşılardaki ya da yol üzerindeki küçük dükkanlardan içeceklerini alıp, yol kenarlarındaki banklarda oturuyorlar.

Tahran büyük bir şehir olmasına rağmen hayat 9:00’dan önce başlamıyor diyebilirim. Bizde sabah saat 8:00’den itibaren caddeler kalabalıklaşır insanları sokakta görmeye başlarız oysa Tahran’da bu hareketlilik daha geç saatte başlıyor.

Tahran’a gidene kadar İranlıların misafirperverlikleri konusunda çok şey duymuştuk. Ama oraya gidince gördük ki duyduklarımız bile azmış. Herkes sizi ağırlamak ve bir şeyler ikram etmek istiyor. Memnun olmanız için etrafınızda dört dönüyor. Bizi en çok şaşırtan, bindiğimiz taksicinin, otelden ayrılıp onun evinde ailesiyle birlikte kalmamız için ısrar etmesi oldu. Bu ilgide Türk olmamızın da çok büyük etkisi var. Bunca yer gezdik ilk defa böylesine el üstünde tutulduğumuzu gördük. İlk andan itibaren bu sevgiyi hissediyorsunuz. Türk olduğunuzu duyunca, Pasaport kontrolündeki memurdan, yol sorduğunuz esnafa kadar herkesten bir sıcaklık yayılıyor. Özellikle parklarda otururken Türkçe konuştuğumuzu duyan pek çok kişi fotoğraf çektirmek istedi. Anlayacağınız İran’da sevildiğimizi hissettik.

TAHRAN’DA GECE HAYATI

Ülkede içki, kumar, parti yasak diye insanların buna körü körüne uyduğunu düşünmüyoruz tabi ki değil mi? Evet uymuyorlar. Özelikle Tahran’ın daha modern kuzey kesiminde ev partileri çok popüler ancak bunlara bir tanıdığınız olmadan gitmek imkansız. İçki konusunda da aynı şey geçerli, tanıdığınız varsa İran’da içki bulmak çok kolay. Zaten insanlar evlerinde şarap yapıyorlarmış.

Elbette bizim öğrendiğimiz bu bilgileri yetkililerin bilmediğini düşünmek saflık olur. Tabi ki biliyorlar ama işler bir şekilde hallediliyor.

TAHRAN'I KEŞFETMEYE HAZIRSANIZ?

.:Tahran Gezilecek Yerler:.