Split Gezi Rehberi - Bize Yol Olsun

GEZDİKLERİMİZ / HIRVATİSTAN / SPLİT

SPLİT GEZİ REHBERİ

Hırvatistan’ın 2. büyük şehri olan Split, aynı zamanda en güzel şehirlerinden de birisi. Büyük bir liman şehri ve gelişmiş bir ekonomisi var. Buna rağmen merkeze çok yakın popüler plajlar, şehri aynı zamanda bir tatil şehri havasına sokuyor.



SPİLİT’E NASIL GİDİLİR?

Hırvatistan Avrupa Birliğine girdiğinden beri Türk vatandaşlarına vize uyguluyor. Yeşil, Gri ve Kırmızı pasaportunuz varsa sorun yok 90 güne kadar vizeden muafsınız. Ancak Bordo (normal) pasaport sahipleri Hırvatistan’a girebilmek için vize almak zorunda. Hırvatistan Avrupa birliğine girmiş olmasına rağmen Schengen vizesi veremiyor. Bu nedenle size tavsiyem vizenizi İtalya, İspanya, Yunanistan, gibi bir ülkeden almanız.

Çok girişli ve uzun süreli Schengen vizesi almak gözünüzü korkutuyorsa Vize almanın tüm inceliklerini anlattığım .:Vize Rehberi:. yazımı mutlaka okumalısınız.


Split’e Türkiye’den uçuş bulunmuyor. Split!e gidebilmek için Zagreb ya da Dubrovnike’e inip aktarma yapmak gerekiyor. Genelde turistlerin tercih ettiği yöntem ise Dubrovnik’e uçakla gidip buradan araba kiralayarak Adriyatik kıyısındaki şehirleri gezmek.

Aslında en güzeli bizim yaptığımız gibi Türkiye’den kendi arabanla çıkıp geze geze Split’e gitmek. Biz Split’e Hırvatistan’ın Zadar şehrinden 2 saatte geçtik. Zaten 150 km civarında bir yol. Mehmet, Hırvatistan’da akaryakıt fiyatlarının bizden bile pahalı olduğunu fark ettiğinden beri arabayı son derece verimli kullanıyordu. Hedefi Bosna topraklarına kadar dayanmaktı ama olmadı Split’te yine mazot almak zorunda kaldık.

SPLİT’DE NEREDE KALINIR?

Planımızı Split’te 2 gün kalacak şekilde yapmıştık. 1. gün şehri gezip 2. gün tatil yaptık. Her zamanki gibi ilk olarak evimizi bulduk. 3 gün önce bizi arayan ev sahibimiz şehir dışına çıkacağını anahtarı paspasın altına bırakacağını, bizim de giderken aynı şeyi yapmamızı ve parayı da kavanozun altına koymamızı söylemişti. Apartmanın önüne geldiğimizde birbirine bitişik binaları görünce “tamam artık macerada son nokta dedim” Çünkü bendeki adreste bina numarası 24 yazıyor. Binalarda 24 A – 24 B- 24 C ve 24 D var ama 24 yok. Allahtan ev sahibi giriş katta sağdaki daire demişti. Bende 24 A’dan başladım sağdaki dairenin paspasının altına bakmaya 24 C’de bulduk anahtarı girdik eve. Bu binalar komünist dönemin sosyal konutları. Günümüzde de orta kesim tarafından kullanılıyor. Ailelerin kaldığı normal evler. Öyle söylendiği gibi küçücük, odası yok, balkonu yok evler falan değil. Bizim kaldığımız ev giriş katta olmasına rağmen 2 oda 1 salon, banyosu mutfağı olan bir daireydi. Üst katlar sanırım 3 oda 1 salondur onların balkonu da vardı. Yani Ankara’da 70’lerde 80’lerde yapılmış orta sınıfın oturduğu evlerden hiçbir farkı yoktu.



SPLİT’DE NE YENİR

Split genel olarak pahalı bir şehir, özellikle turistik bölgesinde ki restoranlarda fiyatlar yüksek. Ama her yerde bulabileceğiniz büyük marketler de aradığınız her şey var. Hatta Balkanlarda olmanın güzel yanı yoğurt ve ayran çok bol. Biz denizden geldiğimiz gün duş aldıktan sonra yemek için dışarı gitmeye üşendiğimizden makarna yapalım dedik. Sade bir makarnaya razıydık ama markette sarımsak ve salça bulunca çok sevindik. Salça diyip geçmeyin ben Avrupa’da hiç bu kadar kolay salça bulamadım.



OTOPARK

Evimize yerleşip tarihi şehre geldiğimizde otopark sorun olacak diye düşünüyorduk ama hemen deniz kenarında Diocletian sarayı’nın girişinde bulduk. 4 saat için 95 kuna (13 Euro) ödedik. Şok olduk tabi şimdiye kadar en pahalı otoparkın saatine 1,5 Euro ödemişken burası 2 katından bile pahalıydı.

PARA BİRİMİ

Avrupa birliğinde olmasına rağmen Para birimleri Euro değil Hırvat Kunası . 1 euro 7,5 kuna civarında. (Haziran 2017)

Hırvatistan’a girdiğinizi ilk olarak fiyatlardaki artışla anlıyorsunuz. Sırbistan’da 0,35 Euro olan su Hırvatistan’da bir anda 0,85 Euro oluyor.

DİL

Hırvatça konuşulan ülkede halkın büyük çoğunluğu İngilizce biliyor. Ayrıca İtalyanca bilenlerin sayısı da epeyce var. Hırvatçanın iyi yanı Latin alfabesiyle yazılıyor.

Cok seveceğiniz Hırvatistan’ın diğer şehirleri için .:Hırvatistan Gezi Rehberi:. yazımı okuyabilirsiniz.


GEZİLECEK YERLER

YEŞİL PAZAR

Eski şehrin dışında gümüş kapı tarafında kurulan pazarda her türlü meyve sebze, kıyafet ve hediyelik eşyalar satılıyor. Canlı bir pazar. Hediyelik alacaksanız buradan almanızı tavsiye ederim. Eski şehrin içinde fiyatlar yüksek.



ESKİ ŞEHİR

Gezilecek yerlerin neredeyse tamamı eski şehir (old town) bölgesinde ve bu bölgenin de çok büyük bir bölümünü Diocletian Sarayı kaplıyor. Eski şehrin sokakları, büyüklü küçüklü meydanlara açılıyor. Daracık sokaklarında sıra sıra cafeler, meydanlarında restoranlar mağazalar hediyelik eşya satan dükkanlarıyla cıvıl cıvıl.



Onlarca sokak iç içe geçmiş 3,5 saat sokaklarında dolaşıp hiç aynı sokağa girmedik. Hele bir de binaların arasına astıkları çamaşırlarıyla hem değişik hem de eğlenceliydi eski şehir bölgesi







DİOCLETİAN SARAYI

Eski şehrin neredeyse yarısını kapayan Saray 4. yüzyılda Roma İmparatoru Dioclation tarafından yaptırılmış ve daha sonraki yüzyıllarda da üzerine eklemeler yapılmış. Yerleşim planı dikdörtgen şeklinde olan kompleks, sayamadığım kadar çok sokaklara bölünmüş. Yüksek duvarlar tarafından çevrili olan sarayın Altın, Gümüş, Demir ve Bronz denilen 4 kapısı var. Biz şehre gümüş kapıdan (srebrna vrata)girdik.



PERİSTİL MEYDANI

Saray kompleksinin yüksek sütunlu, merdivenli ve kemerli bu gösterişli meydanı, Split’te en sevdiğimiz yerlerden biri oldu. Burada bir de cafe var ama öyle masası sandalyesi olan cafelerden değil. Mermer merdivenlere şık minderler konulmuş burada oturup içeceklerinizi yudumlayıp meydanındaki roma atmosferinin tadını çıkarıyorsunuz. Tabi ki fiyatlar yüksek.



Sarayın girişi olan üçgen alınlıklı yapı dışarıdan kare olmasına rağmen içerden üstü açık silindirik bir yapı.





AZİZ DOMNİUS KATEDRALİ

İmparator Dioklation için anıt mezar olarak yapılan ve 7. Yüzyıldan itibaren de Katolik Kilisesi olarak kullanılan yapının, Romanesk tarzdaki çan kulesi 12. Yüzyılda yapılmış. Yıkılıp yerine yapılmadan ilk günkü halini koruduğu için dünyadaki en eski Katolik Kilisesi olduğu söyleniyor.



NARODNİ TRG

13. yüzyılda Şehrin sarayın dışına doğru genişlemeye başlamasıyla kurulan yeni şehir merkezi 15. ve 16 yüzyıllarda şehrin ileri gelenlerinin yaptırdıkları saraylarla şimdiki görünümünü kazanmış.



Yine bu meydandaki 15 Yüzyıl’da yapılmış olan Eski Belediye binası şu anda müze olarak kullanılmakta.



ZLATNA VRATA (ALTIN KAPI)

Şehrin sokaklarında dolaştıktan sonra altın kapı’dan eski şehrin dışına çıktık. Şehrin en gösterişli kapısı bu kapı. Eski şehirde sık sık karşımıza çıkan roma kostümlü sokak sanatçıları bu kapıda da roma havasını devam ettiriyorlardı.



GRGUR NİNSKİ HEKELİ

Altın kapının yanında, onuncu yüzyılda yaşayan Piskopos Grgur NInski'nin büyük bir heykeli bulunmakta. Dinin Latince değil de ulusal dilerde olması gerektiğini savunduğu için papayla ters düşen Piskopos’un 8,5 metre yüksekliğindeki heykeli 1929’da yapılmış. Sağ ayağına dokunmanın şans getirdiğine inanılıyor.



PARK JOSİPA JURJA STROSSMAYERA

Altın kapıdan çıkınca hemen karşımıza park çıktı. Saatlerdir sıcakta, taş evlerin arasında dolaştığımız için, biraz dinlenip serinleriz diyerek kendimizi parka attık. Bir süre sonra kalabalık bir grup sloganlar atarak parka girdi. Meğer Split’te olduğumuz gün LGBT (Lezbiyen, Gay, Bisexuel, Travesti) günüymüş. Kısa bir gösteri yaptıktan sonra onlarda parkın serinliğine bıraktılar kendilerini.



TRG BRACE RADİC

Eski şehirden sahile çıkarken karşımıza Hırvat Rönasansı’nın babası olarak kabul edilen şair Marco Marulic’in heykeli çıktı. Bu şehirde heykellerin tarzı birbirine benziyor.



RİVA

Eski kentle deniz arasında şık kafelerin bulunduğu bölge Riva olarak adlandırılıyor. Palmiyeleri ve bakımlı binalarıyla çok güzel görünmekle beraber maalesef kokuyor. Hiçbir şekilde kötü koku takıntım olmamakla beraber beni bile rahatsız etti.



REPUBLİKE TRG (CUMHURİYET MEYDANI)

Rivanın sonundaki geniş meydan Venedik San Marco meydanına çok benziyor. Sütunlu binaların altındaki cafe ve restoranlarla çok canlı.



Meydandan ayrıldıktan sonra meydanın hemen sağındaki caddenin yer döşemelerinin cazibesine kapılarak son olarak şehirde birde burayı gezelim diyerek girdiğimiz cadde boyunca şık butikler bulunuyor. Burada gördüğümüz en ilginç obje huniydi. Kocaman bir huni caddenin ortasında duruyor. Ne düşünülerek yapılmış bilmiyorum ama bizim gurup için tam bir eğlence kaynağı oldu. Çünkü bizimkiler son anahtar bulma maceramın ardından artık tam “hunilik” olduğumu düşünülüyorlardı.



TİYATRO

Caddenin sonunda ulaştığımız Gaje Bulata meydanında bulunan tiyatro binası 1800’lerin sonunda yapılmış.



SPLİT PLAJLARI

Hırvatistan’ın en güzel plajları bu bölgedeki adalarda bulunuyor. Özellikle Zlatni Rat dünyanın sayılı plajları arasında gösteriliyor. Planımız bu plaja gitmekti ancak arabayla geçişin 500 kuna (250 TL) tek kişi arabasız geçişin 66 kuna (33 TL) olduğunu görünce günü birlik bu fiyata gidilmez diyerek vazgeçtik. Ve Brela plajına gittik burası Splite 50 km mesafede Split’in en popüler plajlarından birisi. Adada olmadığı için ulaşımı da kolay plaja geldiğimizde ilk tepkimiz bugün günlerden pazardı değil mi oldu. Çünkü plajda tam bir günübirlikçi cümbüşü yaşanıyor. Plaj gerçekten mükemmel. Ormanların içerisinde pırıl pırıl bir deniz ama inanılmaz bir kalabalık. Aynı bizdeki halk plajlarının hafta sonundaki durumu. Anneanneler, dedeler, çocuklar ağaçların altına örtüler serilmiş piknikler yapılıyor. Kucağına bir karpuz alan kendini buraya atmış. Kimisi tek kişilik kimisi çift kişilik şişme yataklar plajın her yerinde. Deniz yatağında ya da pedlerde yatmıyorlar bunların üzerinde yatıyorlar. Bu plajda lüks bir otel de var ama oturulabilecek ufacık bir gölge alan kalmamış olduğu için bu plajdan da ayrıldık. Gelirken içinden geçtiğimiz Omis kasabası hoşumuza gitmişti. Kendimizi Omis’e attık

OMİS

Şehir Cetina nehrinin denize döküldüğü yerde kurulmuş. Nehrin kıyısındaki teknelerle kanyonun içerisinde geziler yapılabiliyor fiyatı kişi başı 40-60 kuna arasında pazarlığa göre değişiyor.



Nehrin burada denize dökülmesi sayesinde plaj taş değil kum. Denizin kıyısında kafelerde oturarak güneşten korunmak mümkün. Yalnız bu kafelerdeki sıkıntı sadece içecek var, yemek yemek için şehrin içine gitmek gerekiyor.

Oturduğumuz kafede içeceklerin Paşabahçe bardaklarında gelmesi de ayrıca hoşumuza gitti.



Hırvatistan’da görmeye alıştığımız daracık sokaklar ve taş evlerden oluşan eski şehirlerin minyatür bir versiyonu olan Omis kayalara yaslanmış. Denizden çıktıktan sonra gezdiğimiz şehri çok sevdik.





DUGİ RAT

Omis’ten Split’e dönerken geçerken gördüğümüz, benimde plajları araştırırken güzel olduğunu okuduğum Dugi Rat’da da denize girdik. Burası da çok güzel bir plaj yuvarlak taşlık olmasına rağmen insanı rahatsız etmiyor. Deniz pırıl pırıl berrak. Burada denize girmekte çok keyifliydi.





Split’te hem dinlenip hem gezerek çok güzel 2 gün geçirdik. Ancak gece başlayan ve günlerce süren diş ağrım Balkanlar seyahatimiz boyunca başımıza gelen en kötü şeydi. Yanımda antibiyotik olduğu için şanslıydım hemen ilaca başladım. Ama ağrı kesici stoğum yetmedi. Zaten diş problemi bir seyahatte olabilecek en kötü durum. Çünkü her hangi bir kaza ya da hastalıkta nerede olursan ol hastaneye gidiyorsun. Eninde sonunda hastanelere güvenebiliyorsun. Ama diş için muayenehaneler var. Güvenemiyorsun ki temiz midir? Steril midir? Dolayısıyla diş ağrısıyla günlerce gezdim.