Ronda Gezi Rehberi - Bize Yol Olsun

GEZDİKLERİMİZ/ İSPANYA/ RONDA

RONDA GEZİ REHBERİ

Malaga’ya yaklaşık 120 km mesafedeki Guadalevin Nehrinin böldüğü “El Tajo” kanyonun iki yakasına kurulmuş olan Ronda Endülüs gezilirinde mutlaka gidilmesi gereken bir kasaba.



Kanyonun inanılmaz manzarasının ve yüzlerce metrelik tarihi köprülerin yanı sıra, Keltler’e kadar uzanan tarihiyle, Endülüs turumuzda en sevdiğimiz yerlerden biri kesinlikle Ronda oldu.



Binlerce yıllık tarihi boyunca Roma İmparatorluğu döneminde şehir özelliği kazanan Ronda, Hristiyan kralların İspanya’da Müslüman egemenliğini bitirmesinin ardından 15. yüzyıl boyunca Müslümanların gizlice yaşayabildikleri bir sığınak haline gelmiş.

Napolyon’un istilası sırasında büyük yıkıma uğrayan şehir en büyük acıları 1930’larda yıllarca süren iç savaş sırasında yaşamış. Nüfusunun neredeyse yarısını bu iç savaşa kurban veren şehir, savaş sırasında yaşananlarla, Hemingway’in “Çanlar Kimin İçin Çalıyor” romanın da ilham kaynağı olmuş.

RONDA'YA NE ZAMAN GİDİLİR?

Dağlık yüksek bir bölgede olan Ronda’nın en güzel zamanı bahar ve yaz ayları. Yinede Ocak ayında gitmemize rağmen çok üşümedik.

RONDA'YA NASIL GİDİLİR?

THY İstanbul’dan Malagaya direk uçuyor. Buradan 1 saatlik bir araba yolculuğu ile Ronda’ya ulaşabilirsiniz.

RONDA'YA NASIL GİDİLİR?

Küçük bir kasaba olmasına rağmen kalınabilecek birkaç otel bulunuyor. Otel fiyatları oldukça uygun.

Şehrin en güzel oteli PUENTO NUEVO’nun muhteşem manzarasına hakim olan Parador Otel.



Eski belediye binası olan bu otelde kalmasanız bile terasında oturup köprüyü izleyerek şarap içip manzaranın tadını çıkarmalısınız.



RONDA'DA NE YENİR?

Endülüs gezimiz sırasında, yemek konusunda en büyük sıkıntıyı Ronda’da yaşadık. İspanyanın tamamında olduğu gibi Ronda’da da Tapaslar yemek kültürünün temelini oluşturuyor. Ancak burada çeşit daha az ve diğer şehirlere göre daha az turistik olduğu için lezzetler İspanyol ağız tadına daha uygun. Ayrıca ana meydan dışındaki restoranlarda neredeyse hiç kimse İngilizce bilmiyor. Menülerin de İngilizcesi olmadığı için sipariş vermek biraz sıkıntıya giriyor. Her ne kadar menüleri İspanyolcadan çevirip anlamaya çalıştıysak da sonuç çok başarılı değildi. Menüde deniz ürünü diyor ama sen adama çiğ balık istemediğini anlatamıyorsun.

Ronda’da siesta saatleri biraz daha uzun. Büyük şehirlerde öğlen açılıp 14:30 – 15:00 gibi kapanan restoranlar, Ronda’da akşam 20:30 gibi açılıyorlar. Sadece meydandaki restoranlar gündüz de açık ama bunlarda da her zaman yemek bulunmuyor. Menülerinde ufak tefek aperatifler ve içecekler var.

Yine de güne bir kahve içerek başlamak isterseniz belediye binasının alt katındaki Kafeye uğramanızı önereceğim. Tüm İspanya’da içtiğimiz en güzel kahveyi yaptıklarını söyleyebilirim.



RONDA UCUZ MU?

Avrupalı turistlerin yoğun olarak ziyaret ettiği bir kasaba olmasına rağmen fiyatlar oldukça uygundu. Şehrin en lüks ve tarihi restoranında bile 8-10 Euro’ya kahve ya da şarap içilebiliyor.

Normal bir yerde tapaslar 5-6 Euro bira 3-4 Euro civarında.

OTOPARK

Ana caddede park yeri yok ancak şehrin tüm sokaklarında yol kenarlarına araç park edilebiliyor.

DİL

İspanyolca konuşulan şehirde neredeyse kimse İngilizce bilmiyor. Restoranlar ya da kafelerde çok az İngilizce bilen var yine de işler bir şekilde çözülüyor

RONDA KAÇ GÜNDE GEZİLİR?

Şehir bir günde gezilebilir. Sabahtan Malaga’dan gelip akşam geri dönerek her yerini görebilirsiniz.



RONDA GEZİECEK YERLER

PLAZA ESPANA / İSPANYOL MEYDANI

Yeni köprünün başında bulunan meydan şehrin en hareketli yeri. Meydanda bulunan tarihi Parador Otelinin de bu canlılıkta etkisi büyük. Çünkü vadinin en güzel manzarası bu otelin terasından görülüyor.



Hediyelik ve magnet alışverişinizi de buradaki dükkanlardan yapabilirsiniz.



PUENTO NUEVO / YENİ KÖPRÜ

Yüz Metreden daha derin olan El Tajo kanyonu üzerindeki üç köprüden en büyüğü ve en yenisi olan Puento Nuevo 1700’lerin sonunda tamamlanmış ve Ronda’nın sembolü haline gelmiş.



İspanya’nın en fazla fotoğraflanan köprüsü olarak ünlenen Puento Nuevo üç katlı ve 98 metre yüksekliğinde. Köprünün katlarına yerleştirilmiş odalar iç savaş sırasında her iki taraf tarafından da hapishane olarak kullanılmış. Hatta siyasi mahkumların işkence sonrası köprüden atıldıkları da anlatılanlar arasında. Bunlar ne kadar doğrudur bilemem ama günümüzde bu hapishaneler müzeye dönüştürülmüş.



MUSEO LARA / ENGİZİSYON MÜZESİ

Juan Antonio Lara Jury’nin özel koleksiyonu ile oluşturulan müzede silah çeşitlerinden eski mikroskoplara kadar her şey sergilenmekte. Ama müzenin asıl ilginç yanı büyücülük bölümü. Müzede Cadılıkla ilişkilendirilen yılanlar, ejderhalar hatta kavanoz içinde sergilenen kalp bile var. E tabi büyücülük ve cadılık denince engizisyon olmadan olmaz. En alt katta engizisyon tarafından kullanılan işkence aletleri görülebilir.



CASA DON BOSCO

20. yüzyılın başında Ronda’nın zengin ailelerinden birisi için modernist bir tarzda inşa edilen ev, yaşlı ve hastalar için bakım evi olarak kullanılmak üzere bağışlanmış. Günümüzde bahçesi ve alt katı gezilebilen yapı rahipler tarafından kullanılmakta.

Özellikle bahçesinin çok güzel olduğu söylenen Cada Don Bosca’nın manzarası da çok güzel ancak biz geç gittiğimiz için maalesef gezemedik.



CASA DEL GİGANTE / DEVLERİN EVİ

14. yüzyılda yapılmış olan küçük saray Ronda’daki Arap mimarisinin en güzel örneklerinden. İsmini binanın köşeleri de bulunan Fenike dönemine ait kabartmalardan almakta. Ancak günümüzde kabartmalardan sadece birisi kalmış.



MONDROGON PALACE / MONDROGON SARAYI

Endülüs turumuz sırasında sayısız saray gezdiğimiz için girmeyi düşünmediğimiz saray, Müslüman hakimiyeti döneminde yapılmış. Hıristiyan kralların başa geçmesinden sonra çeşitli tadilat geçirmişse de hala Arap mimarisinin özelliklerini taşımakta.

Taraçalı bahçeleri sarayın en güzel bölümü. Bahçelerin kendisi kadar manzarası da bu bahçeleri özel kılmakta.



ST. MARİA MAYOR / MARİA MAYOR KİLİSESİ

Endülüs bölgesinde sıklıkla karşımıza çıkan kilise-cami-kilise sıralamasının görüldüğü bu kilisenin tarihi MS 5. Yüzyıla kadar uzanıyor. 5. yüzyılda kilise olarak yapılmış. Daha sonra yerine Müslümanlar döneminde şehrin ana camisi inşa edilmiş. Hristiyanların şehri almasından sonra ise kiliseye çevrilmiş. Arap izleri sadece Mihrap kemerinde korunabilmiş. 15. yüzyılda inşa edilen Gotik ve Barok karışımı kilisenin koro bölümü görülmeye değer. Endülüs’teki kiliselerde gördüğümüz bu koro olayı tüm Kilislerde çok güzel Belki de ben ahşap işçiliğini sevdiğim için hoşuma gidiyor bilemiyorum ama ceviz ya da maun gibi koyu renkli ağaçlardan yapılan koro Endülüs kiliselerinde en sevdiğim bölüm oldu.



CASA CONSISTORIAL / BELEDİYE

Plaza Duquesa de Parcent'te bulunan, Belediye Binası 1734 yılında kışla olarak inşa edilmiş. 3 katlı bina tüm cephesini kaplayan kemerli pencereleriyle farklı ve güzel.



IGLASİA DEL ESPRİTU SANTO / ESPRİTU SANTO KİLİSESİ

Şehrin Katolik Krallar tarafından ele geçirilmesinin ardından 15. yüzyılda inşa edilen kilise PUERTO DE ALMOCABAR’ın yanında yer almakta.



PUERTO DE ALMOCABAR / ALMACABAR KAPISI

Adını şehrin dışındaki Müslüman mezarlığına yakın olmasından alan kapı aynı zamanda şehrin en iyi korunmuş kapısı. Bu kapıda Surların üzerine çıkarak yeni şehir de görülebiliyor.



SAN SABASTİAN MİNARESİ

Ronda’da ki camilerinden birinin parçası olan ve daha sonra da San Sebastián kilisesinin çan kulesi olarak kullanılan minare 1931 tarihi ve sanatsal bir anıt ilan edilmiş. Kare şeklindeki tuğla minarenin ilk iki bölümü Müslümanlar döneminde en üst bölümü ise Hristiyanlar döneminde inşa esilmiş.



MARQUES DE SALVATİERRA

Vaktiniz varsa Eski köprünün yakınındaki sarayın sütunlu Barok cephesi ve Hint etkisindeki alınlığı görülebilir.



ARCO DE FELİPE V

Puanto Viejo'nun başında yer alan anıt 18. yüzyılda 5. Felipe için dikilmiş.



PUENTO VİEJO / ESKİ KÖPRÜ

1600’lerin başında inşa edilen Puento Viejo Ronda’da ki en küçük köprü sadece yaya trafiğine açık olan köprü 33 metre yüksekliğinde. Aslında burada bulunan ilk köprünün de Müslümanlar zamanında yapıldığı düşünülmekte. Bu köprü 16. yüzyılda bir sel sırasında yıkılmış.



IGLESİA DE PADRE JESUS / PADRE JESUS KİLİSESİ

Eski köprüyü geçtikten sonra göreceğiniz kilise 16. yüzyılda inşa edilmiş. Günümüzde de dini günlerde bu kilisede toplanılmakta.



FUENTE DE LOS OCHO CAÑOS / SEKİZ KANAL ÇEŞMESİ

Kilisenin önündeki çeşme 18. yüzyılda iki yönlü olarak inşa edilmiş.



Çeşmenin bir tarafında insanlar için 8 çeşme bulunurken diğer tarafında hayvanlar için yalak bulunuyor.



İspanya’da en sevdiğim çeşme bu oldu.

PUENTE ARABE / ARAP KÖPRÜSÜ

Arap banyolarının yakınındaki köprü yüzyıllar içerisinde defalarca onarım gördüğü için orijinali net olarak bilinmemekle birlikte. Buradaki köprünün 11. yüzyılda inşa edildiği düşünülmekte.



BANOS ARABES / ARAP BANYOLARI

Endülüs bölgesindeki en iyi korunmuş hamamlar olması nedeniyle turistlerin Ronda’da en fazla ziyaret ettikleri yerlerden biri olan Banos Arabes vadinin alt kısımlarında yer almakta.



SANTA CECİLİA KİLİSESİ

18. Yüzyılda inşa edilmiş Barok kiliseyi şans eseri görmüştük. Sonradan öğrendik ki Ronda’nın önemli kiliselerinden birisiymiş.



PLAZA DEL SOCORRO / SOCORRO MEYDANI

Ortasında bir çeşme bulunan ve yeni şehrin en popüler meydanı olan plaza Del Socorro’nun maalesef o cıvıl cıvıl halini yaşayamadık. Çünkü meydanın tamamını kapsayan bir tadilat vardı.

Meydanda bulunan Socorro Kilisesi 1950’lerde yapılmış.



PLAZA DE TOROS / BOĞA GÜREŞİ MEYDANI

İspanya’da ki en eski arena olan Plaza De Toros efsanevi matadorların güreşlerine sahne olmuş. Ne kadar doğrudur bilemeyeceğim ama Ronda’da çizik bile almadan yüzlerce boğa güreşini kazanan matadorlardan bahsedilmekte.