Kiev Gezi Rehberi - Bize Yol Olsun

GEZDİKLERİMİZ / UKRAYNA/ KİEV

KİEV GEZİ REHBERİ

9’uncu yüzyılın sonunda kurulan ve tarihteki ilk Slav devleti olarak bilinen Kiev Rusyası’nın (Kievskaya Rus) başkenti olan Kiev’de, Prens Vladimir’in 988’te Hristiyanlığı resmi din olarak kabul etmesiyle birlikte güçlenmeye başlamış, 11’inci yüzyılda Hristiyan dünyasının en önemli merkezlerinden biri ve Doğu Ortodoks Hıristiyanlığın birinci derecede önemli merkezi olmuş. Günümüzde Kiev, 1991'de bağımsızlığını kazanan Ukrayna’nın başkenti.

Ukrayna inanılmaz soğuğu olmasa her konuda uyum sağlayabileceğimiz bir ülke yemekleri, evleri, marketleriyle yabancılık çekmiyorsunuz. Zaten Ukrayna Türklere alışmış. Çok fazla Türk var.

Ukrayna’da en çok şaşırdığım saç renkleri oldu ben İskandinavlar gibi çok açık sarı renkte olacaklarını düşünmüştüm. Ama değil, baya baya koyu saçları. Bu arada neredeyse tamamı mavi gözlü ve kadın erkek fark etmiyor hepsi güzeller. Tek avuntumuz kaldı geriye; o kadar da uzun boylu değiller.

KİEV’E NASIL GİDİLİR

THY, Pegassus ve Ukrayna Hava Yolları hem İstanbul’dan hem Ankara’dan Kiev’e uçuyor. Uçuş iki saat kadar sürüyor.

Türk vatandaşlarından vize istemeyen Ukrayna’ya, son dönemlerde yeni kimliklerle de girilebildiğini öğrenince bu sene artık Kiev’e gitmeliyiz dedik.

Ucuz uçak biletlerini takip ederken, Ankara çıkışlı, Kiev gidiş dönüş 250 TL’ye bilet bulunca fırsatı kaçırmadık, Mart ayında Kiev’in ne kadar soğuk olabileceğini düşünmeden biletleri aldık. Ve öğrendik ki çok ama çok soğuk olurmuş.

KİEV’E NE ZAMAN GİDİLİR

Eğer gezmek için gidiyorsanız Mayıstan sonra, Eylülden önce gidilmesini tavsiye ederim. Kuzey şehirleri kışın görmek gerek diyorsanız, havaların nispeten ısındığı ama hala kar yağan Mart- Nisan ayında gitmelisiniz. Biz Kiev’deyken hava -8 -10 arasıydı. Hissedileni hiç söylemiyorum. Şubat ayında giden arkadaşlarımız havanın -15 -20 arası olduğunu söylemişlerdi.



KİEV’DE NERDE KALINIR

Merkezde her bütçeye uygun pek çok otel var. Ancak biz evde kalmanın rahatlığına alıştığımız için ev tuttuk. 6 kişi 2 gece için 130 $ ödeme yaptık. Kaldığımız ev gayet güzeldi odalar da banyo da geniş ve sıcaktı ayrıca tam merkezdeydi.

KİEV’DE NE YENİR

En meşhur yemekleri “Borsch” çorbası. Bu yemeği ilk olarak daha önce forumlarda bahsedilen Shato Robert Doms restorantta yedik ama buradakini pek beğenmedik, kıvamsızdı. En güzel borç çorbasını Volodymyrska Caddesi üzerinde tam olarak Velyka Zhtomyrska caddesiyle birleştiği yerdeki “YAYA BAR’da yedik Buranın bütün yemekleri çok güzel fiyatları da uygun özellikle “Şaşlık” dedikleri dana şişi denemenizi öneririm fiyatı 270 UAH civarında.



Kiev’de Roshen Çikolataları çok ünlü fiyatları da uygun 100 gr çikolata 2 TL civarında.. Donacağız tatlı yemeliyiz diye düşündüğümüz anlarda Roshen dükkanı görmek bize çok iyi geldi. Sanırım Kiev’de en çok parayı çikolataya harcadık. Bizim görüp alışveriş yaptıklarımız Arsenaina Metro istasyonundan çıkıp Mağaralar Manastırına doğru giden cadde üzerindeki ve Çernobil Müzesi’nden Andriyivsky Yokuşuna giderken Spaska Caddesi üzerindeki. Şehirde bunların dışında da mağazaları var.



Caddelerde bol miktarda büfe var bunlar kahve ve sıcak çikolatada satıyor. Gün içinde gezerken ayaküstü bir kahve içmek için ideal. Lviv handmade chocolate çok ünlü. Burada oturup pasta, kek yiyip kahve ve sıcak çikolata içebiliyorsunuz. Fiyatları da uygun sıcak çikolata 45 UAH. Buraya Çernobil müzesinden geldik. St Andrews kilisesine çıkan yokuşu tırmanmadan önce enerji topladık. Yeri St Andrew’s kilisesine çıkan yokuşun başında bu caddenin adı Andriyivsky Descent.



KİEV’DE ULAŞIM

Uçağımız gece 1:00de Kiev’de olacağı için ulaşımı Türkiye’deyken hallettim. Kalacağımız evin sahibi toplam 40 $’a bize 2 araç gönderi. Kiev için bu fiyatın çok yüksek olduğunu biliyordum ama gece o saatte taksicilerle pek pazarlık şansımız olamayacağı için yine aşağı yukarı bu rakama razı olacağımızı okumuştum. Bari ev sahibi gelsin eve götürsün bide gecenin yarısı anahtarı almak için evin önünde beklemeyelim diye düşündüm. Dönüşte evden havalanına Uber kullandık 6 kişilik araç geldi ve aynı yol için toplam 135 UAH yaklaşık 5 $ para ödedik.

Gelişmiş bir metro ağı olan Kiev’de metro bileti tek gidiş 5 UAH. Metroları çok derin yürüyen merdivenlere binerken dikkat edin. Hem hızlı, hem uzun hem de o kadar dik ki ilk adımı atana kadar başınız dönüyor. Yukardan baktığınızda yürüyen merdivenin sonunu göremiyorsunuz



Havanın çok soğuk olması nedeniyle alt geçitler önem kazanmış metro ve bu alt geçitler sayesinde oldukça uzun mesafeleri yer altından geçebiliyorsunuz. Bu geçitler mağazalar, marketler hediyelik eşyacılarla dolu. En uygun fiyatlı hediyelik eşyaları da bu alt geçitlerde bulabiliyorsunuz.

KİEV UCUZ MU?

Kiev oldukça ucuz bir şehir. Gece hayatında ne kadar para harcanıyor onu bilemiyorum ama 2 gece 2 gün kalma, yeme, içme, ufak tefek alışveriş için Kiev’de kişi başı 100 dolardan az para harcadık. Dolar da Euro da her yerde bozdurulabiliyor. Biz Euro bölgesi olmayan ülkelere giderken Dolar götürmeyi alışkanlık edindiğimizden Kiev’e de dolarla gittik. Üzeri damgalı ya da çok yıpranmış dolarları kabul etmedikleri için aldığınız Dolarlara dikkat etmeniz gerekiyor. Kredi kartı hemen her yerde geçerli ancak pek çok yer kredi kartına komisyon uyguluyor

PARA BİRİMİ

Para birimi Grivna (UAH) 100 $ 2650 Girivna (Mart 2018) yapıyor.

DİL

Resmi dilleri Ukraynaca olmasına rağmen genel olarak Rusça konuşuluyor. Bizim için fark eden bir şey yok aslında nasılsa ikisini de anlamıyoruz. İngilizce bilen çok az, yinede anlaşmak sorun olmuyor, yardımcı olmaya çalışıyorlar. Alfabe olarak ise Kiril alfabesini kullanıyorlar. Sokak isimleri, Metro istasyonları ve restoran menüleri dışında hiçbir yerde Latin harflerini görmüyorsunuz.

GEZİLECEK YERLER

AZİZ MİCHAEL ALTIN KUBBELİ MANASTIRI

Sabahleyin kalkıp, gece başlayan karın hala durmadığını görünce Kuzey zaten kar altında gezilmeli diyerek kendimizi avutup ilk olarak evimizin çok yakınında olan kiliseye geldik bembeyaz karın üzerinde Mavi rengiyle güzel görünüyor. Dışı böyle renkli olan yapıları çok seviyorum.



Bu kilise Kiev’in eski hükümet bölgesinde yer alıyor. 1108 ile 1113 yılları arasında inşa edilmiş, yüzyıllar boyu eklemeler yapılmış Kubbeleri ilk yaldızlı kilise olduğu için bu adı almış. St. Barbara’nın kalıntılarının buraya getirildiğine inanlar için önemli bir hac merkezi olmuş. Ancak Kominist dönemde tamamen yıkılarak yerine spor kompleksi yapılmış.1999’da Ukrayna’nın bağımsızlığını kazanmasının ardından yeniden inşa edilerek ziyarete açılmış.

Katedralin yıkımı sırasında sökülen Bizans Mozaiklerin bir kısmı Moskova’ya bir kısmı Petersburg Hermitage müzesine götürülmüş Kiev’de kalan çok az bir bölümü Aziz Sofia Katedralinin 2. katında sergilenmekte. Şu andaki kilisenin fresk ve mozaikleri Ukraynalı sanatçılar tarafından eski mozaiklerin kopyaları olarak yapılmış.

Girişi ücretsiz olan katedralde fotoğraf çekmek serbest. Biz ayin sırasında gezdik, içerisi çok kalabalıktı o nedenle resim çekerken dikkat ettik. Zaten bütün kiliseleri kalabalık, çok dindarlar. Genç, yaşlı herkes kilisede. Aslında bu durumu gittiğim bütün eski doğu bloku ülkelerinde de gözlemledim. Burada farklı olarak dilenci yok. Bükreş’te özellikle ayin zamanı kiliselerin etrafı hep dilenci olurdu. Hatta Sofya’da öyleydi ama Kiev’de hiç dilenci görmedim.



AYASOFİA KATEDRALİ

Altın Kubbeli Manastırın hemen karşısında yer alan Sofiyskaya Katedrali, UNESCO’nun dünya kültür mirası listesinde yer alıyor. 11’inci yüzyılda Prens Yaroslav Mudrıy tarafından inşa ettirilmiş ve bu yüzyıldan kalma mozaik ve freskleriyle ünlü. Kubbeleri altın kaplama olan katedral, Kiev’in tarihinde ilk okul ve kütüphaneye de ev sahipliği yapmış. Kiev’in 1169’da yağmalanması ve 1240'taki Moğol istilasında büyük zarar görmüş, 16. yüzyılda Katolik ve Ortodoks Kiliseleri arasında çekişme konusu olmuş 17. yüzyılda yapının dışı Barok tarzında yeniden inşa edilirken içindeki Bizans yapısı olduğu gibi korunmuş ve yapının etrafına çan kulesi, yemekhane, fırın gibi birçok manastır yapısı eklenmiş.



Ekim Devrimi’nden sonra katedralin yıkılması gündeme geldiyse de tarihçi ve bilim adamlarının çabaları ve uluslararası tepkiler sonucu yıkılmamış; 1934 yılında mimari ve tarih müzesi haline dönüştürülmüş. Yapının, 1980’lerden sonra yeniden kilise olması söz konusu olmuş ancak kimin tarafından kullanılacağı Ortodoks ve Rum Katolik Kiliseleri arasında sorun haline geldiğinden müze olarak kalmış. Tarihte taç giyme törenleri ve yabancı elçilerin kabulü gibi devlet işleri için kullanılan kilise bugün Ukrayna Hıristiyanlık Müzesi olarak kullanılmakta.

Giriş bilet ücreti 80 UAH. İçeride resim çekmek yasak. Yine de birkaç fotoğraf çekmeyi başardık.





Burayı gezerken bizim Ayasofya’nın minyatürünü geziyor gibi oldum. Buranın mozaik ve freskleri tabi ki daha sağlam ama mimari olarak çok benziyorlar. İçeride her yerde görevliler var. Freskleri koruma konusunda çok dikkatliler. 2. katta ki müze çok küçük Aziz Michael Altın Kubbeli Manastırından getirilen birkaç parça fresk var. Kendi tarihlerine ait eserlerin başka bir ülkede olması üzdü beni. Aynı duyguyu Bretislava’da da yaşamıştım. Tarih yerinde güzel.

BAĞIMSIZLIK MEYDANI

Ayasofya’dan yürüyerek meydana gelmek 10 dakika Kiev’in en önemli meydanı ve şehrin merkezi. Politik veya sosyal gösterilerin yapıldığı bu meydan son ismini 1991 yılında Ukrayna’nın bağımsızlığını ilan etmesiyle almış. Şehrin kurucusunun heykeli ve Bağımsızlık Anıtı da bu meydanda. Meydanın ilerisinde sol tarafta ise Ekim Sarayı yer alıyor. Günün hemen her saati hareketli olan meydan soğuğa ve kara rağmen kalabalıktı.





Bu meydanda da bir şeyler yiyip içtikten sonra alt geçitten magnet alışverişimizi yapıp yolun karşısına geçerek Khreschatyk metro istasyonundan mağaralar manastırına gitmek için metroya bindik. Khreschatyk (kırmızı hat) ve Maidan Nezalezhnosti (mavi hat) istasyonları aynı yerde. Bizim kırmızı hatta gitmemiz gerekiyordu. Metroda hangi hatta olduğunuza dikkat etmeniz gerekiyor. Kiev’de de aynı Moskova’da olduğu gibi metrolar rayların hizasından ayrılıyor. Bilet alıp yürüyen merdivenlerden indiğinizde karşınıza çıkan istasyon istediğiniz hat değilse raylar boyunca yürüyün nişler arasında karşınıza merdivenler çıkar o merdivenlerden devam ederek istediğiniz hattın olduğu istasyona gelirsiniz.



Khreschatyk ile Arsenalna arası sadece bir durak olmasına rağmen zaten sürekli dışarıdayız, bu arayı metroyla alalım dedik. Arsenalna İstasyonunda indikten sonra 10 dakika yürüyünce meçhul asker anıtı ve 2. dünya savaşı anısına yapılmış parka ulaşılıyor. Bu parktan nehrin manzarası da oldukça güzel. Soğuğa rağmen burada epey zaman geçirdik. Manastıra parktan geçiş yok. Parktan yola çıkıp manastırın kapısına ulaşmak gerekiyor.



KİEV PECHERSKA LAVRA (KİEV MAĞARALAR MANASTIRI)

Yaklaşık 900 yıllık bir geçmişe sahip olan Kiev Pecherska Lavra, Unesco Kültür Mirası içinde yer alan bir manastır kompleksi İsmini, Yunancada “cadde, kasaba, büyük manastır” anlamında gelen “Lavra” sözcüğünden alıyor. İçinde bulunan yeraltı mağaralarından dolayı da Rusça mağara anlamına gelen Pecherska ekleniyor.

Manastırın içinde bulunan mağaralar burada keşiş yaşamı süren papazlar tarafından kazılmış ve inzivaya çekildikleri yerler olarak kullanılmış. Mağara ve yeraltı kilisesi bugün bir hac merkezi olmuş bu nedenle de çok kutsal. Keşişlerin naaşları cam tabutlarda. Buraya gelen hacılar bu cam tabutları öpüyorlar.

Mağaralarda gezmek çok zor. İçerisi çok dar, karanlık ve kalabalık, cep telefonunun fenerini açmak yasak, mum almak zorundasınız. Bunlar yetmezmiş gibi bir de üstümde mont ve pantolon olmasına rağmen etek giymemi istediler. Ve giymeden geçirmediler. Tabi yanımda etek yoktu onların o uzun eteğini giydim daracık mağaralarda o etek ayaklarıma mı dolanmadı eriyen mumlar üzerime mi akmadı yine de pes etmedim 2 mağarayı da gezdim.



Mağaralar dışındaki kiliseleri çok güzel. İçleri şatafatlı, parlak yapıları sevdiğim için bunları da çok beğendim. Fotoğraf çekmek aslında yasak ama işi abartmadığınız sürece çekilebiliyor.





Yemekhanesine bayıldım. Çok ferah ve tüm duvarlar resimlerle süslü. Giriş bilet ücreti 70 UAH Şehir manzarası için çan kulesine çıkmak isterseniz Çan Kulesi 40 UAH

ANA VATAN ANITI (RODİNA MAT) – II. DÜNYA SAVAŞI MÜZESİ

Dünyanın en etkileyici savaş müzelerinden biri olduğu söylenen müze mağaralar manastırının ilerisindeki tepenin üzerinde kurulu. Nazi -Sovyet savaşı anısına paslanmaz çelikten yapılan müzenin, açık alan kısmında 102 metrelik devasa Ana Vatan heykeli ve Sembolik tanklar olduğunu okumuştum. Biz saat geç olduğu ve hava çok soğuduğu için gidemedik.

2. gün sabah erkenden yola çıktığımız da kar durmuştu ama hava daha da soğumuştu. Pazar olduğu için sanırım kahve satan büfeler de kapalıydı.

ALTIN KAPI

Şehrin ana giriş kapısı. Kiev Prensliği’nin kurucusu Yaroslav Mudri’nin yaptırdığı kapı o dönemden kalabilen çok az yapıdan biri. 1240’taki Moğol istilasında kapının orjinali tahrip olmuş, ortaçağ ve sonrası boyunca herhangi bir müdahale yapılmamış, ancak Sovyet Dönemi’nde yeniden inşa edilmiş. Şehrin giriş kapısı olan kapıdan geçmek için altın vermek gerektiği için bu adı almış. Eskiden halk, güneş bu kapının üzerinden doğduğu için Gökyüzü Kapısı da dermiş.



Kapının malzemeleri ve mimarisi değişik, daha önce böyle yapı görmemiştik hoşumuza gitti.

ST. VOLODYMYR’S CATHEDRAL

Kyiv Rus Devleti’nin Hıristiyanlaşmasının 900. yılı anısına inşa edilmiş, Rus-Bizans tarzı mimariye sahip olan kilise, halen Ukrayna Ortodoks kilisesinin merkezi. Adını Slavlara Hristiyanlığı getiren Kinyas Vladimir’den almış Duvarları resimlerle bezeli olan kilisenin içi büyük ve etkileyici. Aslında ben Ortodoks kiliselerinin dışlarını daha çok beğenirim. Ama Kiev’deki bütün kiliselerin içi güzeldi.



KHRESHCHATYK CADDESİ

Katedralden çıktıktan sonra Khreshchatyk caddesine doğru yürüdük. Bu caddenin akşamları kadar gündüzleri de hareketli. Gündüz alışveriş için gelen insanlar gece de eğlenmek için bu caddeye geliyorlar.



Khreshchatyk İkinci Dünya Savaşı’nda büyük hasar görmüş, Sovyet Rusya tarafından yenilenmiş, son olarak da Ukrayna’nın bağımsızlığıyla birlikte sembolik değişiklikler geçirmiş. Kiev'de alışverişin adresi olan caddenin bir ucunda 100 yıllık Bessarabska Marketi diğer ucunda Bağımsızlık Anıtı bulunuyor.. Khreshchatyk’in sonunda Arena adı verilen yuvarlak bir yapı mevcut. Bu yapının girişinde lüks restorantlar üst katlarında ise gece kulüpleri ve striptiz kulüpler yer alıyor. Dostluk kemerinin bulunduğu tepeden adaya halatla kayarak geçilebiliyormuş. Tabi yaz aylarında.

UKRAİNİAN NATİONAL CHORNOBYL MUSEUM (ÇERNOBİL MÜZESİ)

Khreshchatyk caddesinden metroya (mavi hat) binip Kontraktova Ploshcha istasyonunda inerek ulaştığımız müze Pazar günü olması nedeniyle kapalıydı.



Bu müze 1986 Çernobil felaketini ve sonuçlarını anlatıp halkı eğitmek için kurulmuş. Kazanın teknik ilerlemesini anlatan bölümü görmek için buraya kadar gelmiştim artık bir dahaki Kiev gezisine…

ANDRİYİVSKYY DESCENT (ANDRİYİVSKYY İNİŞİ)

Adı her ne kadar iniş ise de önce Çernobil müzesine ve Liviv Çukulatacısına sonra yukarıdaki kiliseye gitmeye karar verdiğimiz için tırmandık. Öyle zorlu bir çıkış değil. Arnavut kaldırımı döşeli yol kıvrılarak Eski Kiev'yi (Yukarı şehir) Podil (Aşağı Şehir) ile birleştiriyor. Yukarıda Volodymyrska Caddesi'nin sonunda başlayıp aşağıda Kontraktova Meydanı yakınlarında biten Cadde üzerinde, Richard Lionheart Kalesi , 18. yüzyıldan kalma barok Saint Andrew Kilisesi , ünlü Rus yazar Mikhail Bulgakov'un evi bulunmakta.



Yol boyunca tezgahlarda eski savaş eşyaları atkılar bereler hediyelikler matruşkalar satılmakta. Özellikle yazın en güzel caddelerden birisi bu cadde oluyordur. Kışın bile çok keyifliydi.

AZİZ ANDREW KİLİSESİ

Restorasyonda olduğu için içini gezemedik ama avlusundan Kiev’i seyrettiğimiz kilisenin, kubbelerinin rengine bayıldım. Kilise Rus imparatoriçesi Yelizaveta tarafından 1749-1754 yılları arasında yaptırılmış. Barok tarzındaki kilisenin dışı diğerleri gibi sade değil şatafatlı ama şık. Normalde akşamları ışıklandırma varmış anacak restorasyon nedeniyle ışıklandırma da yapılmıyor.

İçinin aydınlık ve süslemelerinin etkileyici olduğunu okumuştum. Kiev’in en meşhur kilisesi olduğuna göre doğrudur sanırım.



Avlusuna giriş 10 UAH. Buradan şehri seyredebiliyorsunuz. Tepede olduğu için çok esiyor. Ama nerdeyse tüm Kiev ayaklarınızın altında.

Burada donma tehlikesi atlattıktan sonra kendimizi kapalı bir mekana atık . Ve bir borç çorbası içerek ısınmaya çalıştık. Gruptakiler bizden buraya kadar artık dışarı çıkmayız dedilerse de elbette Kıvılcım’la ben durmadık. Daha önce resimlerini görüp mimarisini beğendimiz kukla tiyatrosuna gittik.

KUKLA TİYATROSU