Brugge Gezi Rehberi - Bize Yol Olsun

GEZDİKLERİMİZ/ BELÇİKA/ BRUGGE

BRUGGE GEZİ REHBERİ

Avrupa'nın iyi korunmuş orta çağ şehirlerinden biri olan Brugge 11. yüzyılda ticarette gelişmeye başlamış ve 12. ile 15. yüzyıl arasında altın çağını yaşamış. Ancak 15. yüzyıldan sonra seller ve coğrafi değişiklikler yüzünden, bir iki kanal dışında denizle bağlantısı kesilen şehir bir daha şanlı günlerine geri dönememiş. 19. yüzyıldan itibaren Avrupalı turistler tarafından fark edilen Brugge zaman içinde Belçika’nın önemli turizm merkezlerinden birisi haline gelmiş.



BRUGGE'YE NE ZAMAN GİDİLİR?

Kuzeye gidiyorsanız yaz aylarından şaşmamakta fayda var. Belçika’nın kuzeyinde bulunan Brugge içinde bu durum geçerli. Bahar aylarında yeşeren ağaçlarla şehir güzelleşse de yine de hava soğuk oluyor.



BRUGGE'YE NASIL GİDİLİR?

Brugge’de havaalanı bulunmadığı için Bürüksel veya Amsterdam’dan tren ya da otobüslerle şehre ulaşılabilmekte. Tabi araba kiralayarak hem Gent hem de Brugge’u gezmek en güzeli. Elbette hangi şekilde giderseniz gidin Belçika, Avrupa Birliği üyesi olduğu için öncelikle Schengen Vizeniz olması gerekiyor.

"Uzun süreli Schengen vizesi almak istiyorsanız .:Vize İçin İpuçları:. yazımı okumalısınız."

BRUGGE’DE NEREDE KALINIR?

Şehirde pek çok otel bulunuyor. Özellikle eski şehir merkezinde kalındığında, bu küçücük şehirde her yere yürüyerek ulaşılabilmekte.

BRUGGE’DE NE YENİR?

Balık ve et yemekleri konusunda oldukça geniş bir mutfağa sahip olan Belçika’da hemen her restoranda lezzetli ve ağız tadımıza uygun yemekler bulunuyor.

Ama uzun uzun oturup yemek yemek istemiyorsanız külahta patates kızarması çok ünlü. Belçikalılar kadar turistlerin de severek yediği patates kızarması, hem lezzetli hem de ucuz.

Elbette çikolatalar insanı yoldan çıkarabilir o yüzden harika görünümlü bütün çikolataları denemeyin. Bu görüntüleriyle insanı cezbeden çikolataları beğendin mi derseniz açıkçası birkaç çeşidi dışında Belçika çikolatasını sevmedim. Yine de bir cafede oturup kahve içip çikolata yemeden dönmemelisiniz.



BRUGGE UCUZ MU?

Avrupa’nın kuzeyi her zaman için biraz daha pahalı olmakla beraber, Brugge düşündüğümden ucuzdu. Kahve – bira tarzı içecekler 4-5 Euro Külahta patatesin orta boyu ( 2 kişiye yetiyor) 4 Euro civarında.

OTOPARK

Park metrelere ödeme yaparak yol kenarlarına park edilebiliyor. Sanırım Mart ayında olduğumuzdan çok kolay park yeri bulduk. Özellikle yazın bu küçük şehirde park problem olabilir.

DİL

Belçika’da Felemenkçe, Fransızca ve Almanca resmi dil olarak kabul ediliyor. Flaman bölgesinde bulunan Brugge’de Felemenkçe konuşulmakta. Ancak korkacak bir şey yok İngilizce turistik merkezde biliniyor.

BRUGGE KAÇ GÜNDE GEZİLİR?

Ayrıntılı gezseniz bile bir günde şehrin tamamını bitirebilirsiniz. Sadece eski şehrin meydanlarını kiliselerini gezip nehir kıyısında dolaşmak için yarım gün yeterli. Bu nedenle Brugge gezisini Gent ile birleştirebilirsiniz.



BRUGGE GEZİLECEK YERLER

MARKT MEYDANI

Brugge’nin en güzel meydanlarından biri olan Mark Meydanı 958 yılından beri pazar yeri olarak kullanılmış.



Meydanı çevreleyen kuzeye özgü binalar, mahkeme binası ve tabi ki çan kulesiyle turistlerin Brugge’de görülecek yerler listesinin başında gelmekte.

Meydanın ortasında 14. yüzyılın başlarında Fransızlara karşı mücadele eden iki özgürlük kahramanının (Jan Breydel ve Pieter de Coninck) heykelleri bulunuyor.



BELFRY / ÇAN KULESİ

Markt Meydanındaki en etkileyici yapı olan 83 metre yüksekliğindeki çan kulesine 366 basamakla çıkılabilmekte. 47 farklı şekilde çalan çanlarıyla ünlü olan kule 13 yüzyılda inşa edildiyse de geçirdiği yangınlar ve restorasyonlardan sonra 18. yüzyılda son halini almış.



Günümüzde UNESCO kültür mirası sayılan kuleye çıkış ücreti 12 Euro.

Çan kulesinin üzerinde yükseldiği, büyük bir iç avlusu olan dikdörtgen yapı kumaş salonu olarak inşa edilmiş günümüzde sergiler düzenlenmekte.



PROVİNCİAAL HOF / EYALET YÖNETİM BİNASI

18. Yüzyılda neo klasik tarzda inşa edilmiş olan bina, Mark Meydanı'ndaki en göz alıcı yapılardan biri. 1999 yılına kadar yönetim binası olarak kullanılmış. Günümüzde ise burada sergiler düzenlenmekte.



BİRA MÜZESİ

Eski postane binasında yer alan müze de hem bira hakkında bilgi edinip hem de değişik lezzetlerdeki çeşit çeşit biradan içerek günün yorgunluğunu atabilirsiniz.





BURG MEYDANI

Adını 9.yüzyılda Roma yolu üzerindeki bir kale olmasından alan meydan, tarih boyunca şehir yönetiminin merkezi olmuş. Gotik, Rönesans ve Neo klasik tarzdaki binalarla çevrelenmiş meydan her zaman canlı ve cıvıl cıvıl.



BELEDİYE

Kuleli çatısı ve etkileyici cephesiyle Burg Meydanı'ndaki en görkemli yapı olan Belediye Binası 14. Yüzyılda Gotik tarzda inşa edilmiş ve 600 yıldır da şehrin yönetim merkezi olmuş.



İçini gezmek isterseniz giriş kat ücretsiz, ancak Gotik Salonun yer aldığı üst kat için giriş ücreti 6 Euro.

BRUGSE VRİJE / BRUGGE ÖZGÜRLÜK SARAYI

16. Yüzyılda inşa edilmiş olan konak 1900’lerin ortalarına kadar adliye binası olarak kullanılmış. Günümüzde ise şehir arşivleri burada saklanmakta. Biz girmedik ama çok güzel ahşap işçiliği ve muhteşem bir mermer ve kaymak taşından şöminesi olduğu söylenen Brugse Vrije’in giriş ücreti 6 Euro.



HOLY BLOD KİLİSESİ

Yaldızlara süslü siyah cephesi ve iki ayrı şapelden oluşan iç mekanıyla Brugge’deki en ilginç yapı kesinlikle kutsal kan kilisesi.



Bu süslü cepheyi görüp de alt şapele girildiğinde şaşırmamak elde değil. 12. Yüzyılda Romanesk tarzda inşa edilen şapel son derece sade olmakla birlikte tuğla duvarlar ve basit heykellerle kesinlikle ruhani bir havası var.



Üst şapel ise duvar resimleri, vitray pencereleri ve yaldızlı süslemeleriyle oldukça gösterişli. Hz İsa’ya ait kutsal kan her Cuma günü bu şapelde sergileniyormuş. Biz sadece kanı değil bu şapeli de göremedik. Artık ne sıkıntı vardı anlayamadık ama üst kata çıkılamıyordu. Bende Wikipediadan bir fotoğraf koydum.



BLİNDE EZELSTRAAT

Belediye binası ile Brugse Vrige arasında yer alan bu dar geçitten geçildiğinde Brugge’nin kanallarına ulaşılmakta.



ROZENHOODKAİ

Groenerei ve Dijver kanallarının birleştiği Rozenhoodkai’ye eminim bayılacaksınız. Burası kanal boyunca uzanan tarihi binalar, suyun içindeki taş evler ve köprülerle neredeyse tüm Brugge manzaralarına konu olmuş diyebilirim. Biz Mart ayında gittiğimiz için henüz ağaçlar yeşermemesine rağmen kendimizi masal dünyasında gibi hissettik.



Kanalarda tur yapmak istiyorsanız gezi teknelerinin kalkış noktası da burası.

GRUUTHUSE

Our lady kilisesinin bitişiğinde yer alan saray 15. Yüzyılda Louis de Gruuthuse için inşa edilmiş. Brugge’deki en güzel saray olan bina, sanat müzesi olarak kullanılmakta. Uzun bir süredir restorasyon çalışmaları süren Gruuthuse’nin 2019’un Mayıs ayında açılması planlanmakta.



OUR LADY KİLİSESİ

13.-15 Yüzyıllar arasında inşa edilen kilise 115 metre yüksekliğindeki kulesiyle şehrin en yüksek yapısı, hatta dünyanın en yüksek 2. tuğla kulesi olduğu söylenmekte.



Aydınlık ve sade olan kilise de pek çok önemli sanat eserinin yanı sıra Michelangelo’nun sağlığında İtalya’dan çıkarılan tek eser olan beyaz mermerden Madonna Ve çocuk İsa heykeli de sergilenmekte. Ancak kilisenin bazı bölümleri restorasyonda olduğu için bu heykeli de göremedik.



SİNT JANS HOSPİTAL

Avrupa'daki en eski ve iyi korunmuş hastane binalarından birisi olan Sint Jans günümüzde müze ve sanat galerisi olarak kullanılmakta. Our Lady kilisesinin yakınında bulunan hastane 13. yüzyılda inşa edilmiş ve 1970'lere kadar hastane olarak hizmet vermiş. Our Lady Kilisesinden çıktıktan sonra kısacık bir yürüyüşle bu hastane görülebilir.

ST. SALVATOR KATEDRALİ

Brugge’de ki en eski kilise olan St. Salvator 12. yüzyılda Romanesk tarzda inşa edilmiş ancak yüzyıllar boyunca farklı tarzlarda eklemelerle genişletilerek günümüzdeki görünümünü almış.



Kapalı olduğu için içini gezemedik. Zaten nasıl bir dönemde gittiysek görmek istediğim hemen her yer ya kapalıydı ya restorasyon vardı. Gerçekten de Brugge’de şans hiç bizden yana değildi.

BEGİJNHOF MANASTIRI

1245’de evlenmemiş ya da dul kadınlar için kurulmuş olan manastır şimdiki görünümünü 16. İle 18. yüzyıl arasında almış. Küçük bir kilise ve birbirine bitişik beyaz cepheli evlerden oluşan kompleks, sakin ve dingin havasıyla 17. Yüzyıl manastır yaşantısını görebileceğiniz bir ortam sunuyor.



Yağmur başladığı için manastıra gidemedik ama Kıvılcım 5-6 sene önce gitmişti bende onun resimlerini paylaşıyorum.